- azmettirmekkelimef.Ar.Bir kimseyi yapmak istediği bir işe heveslendirmek.
- boşanmakkelimef.(Karı koca için) mahkeme kararı ile evlilik birliğini bitirmek; ayrılmak; ayağının bağını çözmek; ev bozmak; yuvasını yıkmak.
- karışmakkelimef.Çarpışmak; karşı karşıya gelmek; düşman kesilmek.
- kasretmekkelimef.Ar.Kısaltmak; indirmek; küçültmek.
- kısıtlamakkelimef.Kısıtlı hâle getirmek; sınırlamak.
- kısıtlanmakkelimef.Kısıtlı hâle getirilmek; sınırlanmak.
- markalamakkelimef.İşaret koymak; damgalamak.
- markalanmakkelimef.(Herhangi bir nesne için) üzerine işaret konmak; damgalanmak.
- merkezîleştirmekkelimef.Merkezî duruma getirmek.
- nakzetmekkelimef.Ar.Bozmak.
- ödemekkelimef.Bir alışveriş ilişkisi dolayısıyla borçlu olunan şeyin karşılığını alacaklıya vermek; tediye etmek.
- onaylamakkelimef.Yapılan iş, işlem ve varılan kararın doğruluğunu kabul etmek; kendi yapmışçasına sorumluluğu üstlendiğini iradesi ile beyan etmek; tasdik etmek.
- savunmakkelimef.(Birini veya bir yeri, bir şeyi) tehlikelere karşı korumak; müdafaa etmek.
- taşlamakkelimef.Üzerine taş atmak; taş fırlatmak; arkasından taş atmak; taş ile kovalamak; taşa tutmak. .
- taşlatmakkelimef.Taşlamak işini yaptırmak; üzerine taş attırmak; recmetmek; üzerine ya da arkasından taş attırmak; taş ile kovalatmak; taşa tutturmak.
- yargılamakkelimef.eT.Bir kimse veya şey hakkında delillerden hareketle olumlu veya olumsuz bir karara varmak; onunla ilgili bir değer yargısına ulaşmak; muhakeme etmek.
- yargılanmakkelimef.Hakkında yargılamak eylemi gerçekleştirilmek; yargılamak eylemine konu olmak.
- yasaklamakkelimef.Bir şeyin yapılmasına engel koymak; yapılmamasını istemek; yasak etmek.