1. -efruhteekson ekFar.Sonuna gerildiği Farsça isimlere “.. i yanmış, ..i parlatılmış” anlamı katarak birleşik sıfatlar yapan son ek.
  2. -endazekson ekFar.Sonuna getirildiği Farsça kelimelere “atan, atıcı” anlamı katarak birleşik sıfatlar yapan son ek.
  3. -hurdeekek.Far.Eklendiği Farsça isimlerden “... yemiş” anlamında birleşik sıfatlar yapan son ek.
  4. -keşendeekson ekFar.Sonuna eklendiği Farsça kelimelerden “çekici, çeken” anlamında birleşik sıfatlar yapan son ek.
  5. a'ikakelimeis.Ar.Engel.
  6. a'vezkelimeis.Ar.Anlaşılması güç şiir.
  7. abakelimeis.Ar.Yünden dövülerek yapılan cüppe, hırka, potur, çakşır, kalçın ve terlik yapımında kullanılan kaba ve kalın kumaş; çuha; kepenek; barak; çul; keçe;…
  8. abanikelimeis.Ar.Krem rengi pamuklu dokuma üzerine turuncu ipekle kasnakta işlenmiş kumaş.
  9. abanozkelimeis.Yun.Hindistan’da yetişen sert, siyah ve ağır keresteli bir ağaç (Diospyros ebenum).
  10. abıhayatkelimeis.Far.Hayat suyu; dirilik suyu; bengi su; mengü suyu; .
  11. abonelikkelimeis.Abone olma hâli; sürdürümcülük.
  12. abukkelimeis.Avurdu şişirip parmakla vurarak çıkarılan ses.
  13. acelekelimeis.Ar.Bir şeyi yapmak veya bitirmek için çabuklanma; çabukluk; sabırsızlık; ivme; ivedi; tez; hemen.
  14. acelecikelimeis.Bir işi yapmakta çabukluk gösteren, sabırsız.
  15. acepkelimezf.Ar.Acaba (soru). «Acep geldi mi?»
  16. acinkelimeis.Ar.Hamur ya da macun hâline getirme; yoğurma.
  17. açanikelimeis.Sansk.Soy; ırk.
  18. açıklayıcıkelimeAçıklamaya yarayan; aydınlatıcı. «Bu aracın el kitabında yeteri kadar açıklayıcı bilgi yok.»
  19. açılmadıcakkelimezf.Açılmadıkça.
  20. açmazkelimeis.Kararsız ve çaresiz durum; çıkmaz.
  21. adamlıkkelimeis.İnsana yakışır hâl ve hareket. «Bırak, adamlık sende kalsın.»
  22. adamsızkelimeis.Yardımcısız, hizmetçisiz.
  23. addınkelimezf.Diğer; başka; başkası.
  24. adutkelimeis.Avuç.
  25. aerodinamikkelimeis.Fr.Gazlar, özellikle hava içinde hareket eden cisimlere etki eden kuvvetleri ve etkilerini inceleyen bilim dalı.
  26. afetzedekelimeis. sf.Ar.Afete uğramış; bir afet olayından zarar görmüş olan kimse.
  27. afskelimeis.Ar.Mazı.
  28. aftabkelimeis.Far.Güneş.
  29. āftāb-gerdîşkelimeYeryüzü.
  30. agırlıkkelimeis.İkram; ağırlayış.
  31. agrıkkelimeis.Hasta; hastalık.
  32. agrukkelimeis.Yük; ağırlık; pılı pırtı; yol eşyası.
  33. ağaçkelimeis.Boyu oldukça yüksek, dalları ve gövdesi ile geniş alan kaplayan uzun yıllar yaşayan odunsu bitki.
  34. ağdıkkelimeis.Eksiklik; hata; kusur.
  35. ağnakkelimeis.Hayvanların yatıp yuvarlanarak sırtlarını kaşıdıkları ve parazitleri döktükleri yumuşak topraklı veya çayırlık yer.
  36. ağserkelimeis.Ar.Boz ve esmer renkli, kaba tüylü kilim veya aba.
  37. ahbapkelimeis.Ar.(Türkçede teklik olarak kullanılır.) Bildik; tanıdık; dost; arkadaş.
  38. ahenkelimeis.Far.Demir.
  39. ahilikkelimeis.On beş ve on altıncı yüzyıllarda, esnaf ve sanatkârların kendi aralarında kurumlaşarak oluşturdukları bir sosyal güvenlik örgütü.
  40. ahlakçıkelimeis.Ahlaki konuları ve ahlaki değerleri ele alıp inceleyerek elde ettiği bulgulardan bir senteze varan filozof; ahlakiyun.
  41. ahriyankelimeis.Yun.Doğu Karadeniz bölgesi halkının Kızılbaşlara verdiği ad.
  42. ahsarkelimeis.Ar.En kısa; pek kısa; daha kısa.
  43. ahşapkelimeis.Ar.Kereste, tahta, ağaç.
  44. ahyalkelimeis.Ar.At sürüleri.
  45. ailelikkelimeis.Aile olma durumu.
  46. ajirkelimeis.Far.Su çukuru; havuz; göl.
  47. akajukelimeis.Port.Tropikal iklim kuşağında yetişen meyvesi yenilebilen, kızıl kahve renkli kerestesinden mobilyacılıkta yararlanılan orman ağacı; maun.
  48. akakkelimeis.Eğimi çok akarsu yatağı; mecra; yatak.
  49. akarsukelimeis.Belirli bir yatak içinde akan çay, dere, ırmak ile yeraltında akan bütün sular; ırmak; nehir; çay; dere.
  50. akıtmakelimeis.Akıtmak işi.