117 madde
- kakalanmakkelimef.(Çocuk dilinde) üzeri pis olmak; üzerine pislik bulaşmak.
- kamanmakkelimef.eT.Aciz kalmak; bunalmak; çaresizliğe düşmek.
- kamılmakkelimef.Boylu boyunca yere yatmış, uzanmış olmak; paçavra gibi yere yığılmak.
- kanıklanmakkelimef.Yeterli bulmak; yetinmek; kanaat etmek.
- kanlanmakkelimef.(Kişi için) vücudunda kanı artmak; daha sağlıklı durum almak.
- kanrılmakkelimef.Arkaya eğilmek.
- kapanmakkelimef.(Açık bir şey için) kapalı duruma gelmek; örtünmek.
- kapılmakkelimef.Kapanmak.
- karganmakkelimef.Kendi kendini lanetlemek; kendi kötülüğü için dua etmek.
- karılmakkelimef.Birçok nesne bir araya gelerek birbiri içine dağılıp karışmak; mezc olmak.
- kayıtlanmakkelimeKaydını yaptırmak.
- kazınmakkelimef.Kendi kendine tıraş olmak; derisini yüzercesine kendi tüy ve kıllarını kesmek.
- kemişmekkelimef.Yere atmak; geri fırlatmak; atmak; fırlatmak. [Yüknekî]
- kevilmekkelimef.Gevşemek; zayıflamak.
- kınalanmakkelimef.Bir yerine kına yakınmak; kına sürünmek.
- kırklanmakkelimef.(Doğum yapan kadın ve çocuğu için) kırkıncı günü özel surette yıkanmak.
- kısılmakkelimef.Arada kalmak; daralmak; darlaşmak.
- kıymetlenmekkelimef.Değeri artmak; değer kazanmak; değerlenmek.
- konmakkelimef.Gelip bir yere konmak; yerleşmek. [Yüknekî]
- korunmakkelimef.Kendini zarar gelecek bir şeyden, durumdan veya tehlikeden korumak; sığınmak; sakınmak; kendini korumak.
- köklenmekkelimef.(Bitki için) kök salmak; kök çıkarmak; kök atmak; kök tutmak.
- kösülmekkelimef.Geçimini bir yerden, birinin sırtından kolayca sağlamak.
- köymekkelimef.Yanmak; kavrulmak.
- kurulanmakkelimef.Kendi kendini kurulamak.
- küllenmekkelimef.(Ateş için) üzeri kül bağlamak; kül oluşmak.
- lezzetlenmekkelimef.Lezzetli hâle gelmek; hoşa gidecek bir tat kazanmak; iyi bir tat kazanmak.
- mikroplanmakkelimef.Mikroplu duruma gelmek.
- nikâhlanmakkelimeBir kimse ile nikâh bağı ile bağlanmak.
- ornanmakkelimef.Kanmak;
- örgütlenmekkelimef.Örgüt durumuna gelmek; kendi içinde örgüt niteliği kazanmak; teşkilatlanmak.
- özirkenmekkelimef.Kendi kişiliğine yığmak.
- pahallanmakkelimef.Karışıklık çıkarmak; ara bozmak.
- paralanmakkelimef.Parça parça olmak; parçalanmak.
- sakatlanmakkelimef.Organlarında birini bir süre veya yaşam boyu kullanamaz duruma gelmek.
- saklanmakkelimef.Dikkat etmek; uyanık olmak.
- sallanmakkelimeBir noktasından sabit veya bir yere bağlı kalmak suretiyle o noktanın iki tarafına doğru ileri geri gidip gelme hareketi yapmak.
- sarılmakkelimef.eT.Bir kimseyi veya bir şeyi kolları arasına alıp sımsıkı tutunmak; kolları arasında tutmak; kollarını dolamak.
- sayaklanmakkelimef.Düzleşmek; kütleşmek; aşınmak.
- seslenmekkelimef.Uzakta bulunan birisinin dikkatini çekmek amacıyla yüksek sesle bağırmak.
- sığanmakkelimef.Kollarını ve bacaklarını sıvamak.
- sıralanmakkelimef.Bir dizi oluşturacak biçimde yer almak; sırada yer almak.
- söğülmekkelimef.Kebap etmek; kızartmak.
- suçulmakkelimef.Çekilmek.
- suçulunmakkelimef.Çekilip çıkmak; kopmak; sıyrılmak.
- talanmakkelimef.Başa bela olmak.
- tarazlanmakkelimef.(İpekli kumaş için) iplikleri çıkıp pütürleşmek; atkısı seyrekleşmek; üzeri tel tel ipliklerle kaplanmak; iplikleri kabarmak; talazlanmak.
- tartınmakkelimef.Çekinmek; ittihaz etmek; esirgemek.
- tegilmekkelimef.Kör olmak; körlenmek.
- temizlenmekkelimef.Kendi bedenini yıkayıp temizlemek; temiz duruma gelmek; arınmak; paklanmak.
- tetrülmekkelimef.Çevrilmek; ters olmak; kötü olmak; kötüleşmek.