258 madde
- mutasavvıfkelimeis.Ar.Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Allah’a adamış kişi; ilahî hikmetle uğraşan, vardığı tasavvufî görgüleri yaymaya çalışan kimse; sofi;…
- mücahedekelimeis.Ar.Savaşma; çarpışma.
- mükâşefekelimeis.Ar.Açığa çıkarma; meydana çıkarma.
- mükâşifkelimesf.Ar.Bilinmeyen bir şeyi bulup ortaya çıkaran; keşfeden.
- münibkelimesf.Ar.Tövbe ederek hak yoluna giren; tövbekâr.
- mürebbikelimeis.Ar.Çocuk eğitimi ile uğraşan kimse; eğitici; eğitmen.
- müridankelimeis.Ar.Buyuranlar; emredenler.
- müritkelimesf.Ar.Buyuran; emreden.
- mürşitkelimesf.Ar.Doğru yolu gösteren; irşat eden; uyaran; rehber; kılavuz.
- müsamerekelimeis.Ar.Gece toplantısı; akşam veya gece yapılan eğlence.
- müşahedekelimeis.Ar.Görme organı aracılığıyla bir nesnenin varlığını, bir olayın veya olgunun akışını duyma; görme; gözlem.
- mütecerridkelimesf.Ar.Soyunan; çıplak; soyunmuş.
- müteveccidkelimesf.Ar.Kendinden geçecek derecede dalgınlık gösteren.
- nakibkelimeis.Ar.Bir boy veya uruğun başkanı veya vekili.
- narakelimeis.Ar.Haykırma; bağırma.
- nazarkelimeis.Ar.Gözleri bir kimse veya nesne üzerine çevirme; göz atma; bakma; bakış.
- nefiskelimeis.Ar.Kişinin öz varlığı; öz varlık; kişilik; öz benlik; ben.
- nurkelimeis.Ar.Aydınlık; ışık.
- nutukkelimeis.Ar.Bilgi vermek, ikna etmek amacıyla belirli bir konuda kalabalık önünde yapılan konuşma; söylev.
- rabbaniyunkelimeis.Ar.Kendilerini tamamıyla Allah’a vermiş olan kimseler.
- rabıtakelimeis.Ar.İlgi; alaka; bağ; münasebet; ilişki.
- rakîkakelimesf.Ar.İnce; nazik.
- recebiyunkelimeis.Ar.Her yüzyılda bir recep ayında kendilerinde olağanüstü bir durum belirerek bu ay süresince Allah’ın izniyle gaibi bildiğine, çeşitli keşiflerde…
- reiskelimeis.Ar.Başkan; ser.
- rızakelimeis.Ar.Razı olma; izin verme; kabullenme.
- ribatkelimeis.Ar.Bağ; ip.
- riyazetkelimeis.Ar.Züht ve takva amacıyla dünya zevklerinden, dünya işlerinden el etek çekme; nefsini kırma.
- ruhkelimeis.Ar.Bedende, vücuttan ayrı olarak bulunduğuna inanılan maddesiz varlık ilkesi; hayatın özü; can; manevi benlik.
- sabırkelimeis.Ar.Kendi elinde ve iradesi dahilinde olmayan olaylar ve durumlar için telaşa kapılmadan bekleme olgusu.
- sabikelimeis.Ar.Ergenlik çağına ulaşmamış erkek çocuk.
- sahvkelimeis.Ar.Ayılma; kendine gelme.
- sakikelimesf.Ar.İçki meclislerinde kadeh sunan; içki dağıtan.
- sakinamekelimeis.Ar.Divan şiirinde içkiyi, içki içmeyi, içki meclislerini övmek amacıyla yazılmış şiirlere verilen ad.
- salakelimeis.Ar.Haber verme.
- salikkelimesf.Ar.Bir yola girmiş olan; bir yol tutan; bir yolu izleyen.
- samtkelimeis.Ar.Susma; suskunluk; sessizlik.
- sanemkelimeis.Ar.Put.
- seferkelimeis.Ar.Yolculuk.
- sekirkelimeis.Ar.Sarhoşluk.
- selamkelimeis.Ar.Barış; uzlaşma; rahatlık.
- semakelimeis.Ar.İşitme; duyma.
- semahanekelimeis.Ar.Mevlevi tekkelerinde dervişlerin sema ayini yaptıkları özel bölüm.
- semavatkelimeis.Ar.Gökler.
- sıdkkelimeis.Ar.Doğruluk; gerçeklik.
- sırkelimeis.Ar.Kimseye söylenmemesi gereken, gizli tutulan şey; bilenin açıklamaması gereken şey; giz.
- sikkekelimeis.Ar.Madenî para.
- sikkepuşkelimeis.Ar.Mevlevilikte sikke giyen kimse.
- sohbetkelimeis.Ar.İki ve daha çok kişinin belli bir amaç gütmeden, dostça, arkadaşça, içtenlikle değişik konularda yaptıkları konuşma; hasbıhal; yarenlik; muhabbet.
- sultankelimeis.Ar.Hükümdar; padişah.
- suretkelimeis.Ar.Dış görünüş; biçim; şekil.