1. ironikelimeis.Fr.Dolaylı ve alaylı anlatım; mizah.
  2. irsadkelimeis.Ar.Hazırlama; hazır etme.
  3. irticazkelimeis.Ar.Kısaltma; özetleme.
  4. iskenderiyecilikkelimeis.Yun.İskenderiye okulunun felsefe sistemi.
  5. isti'anekelimeis.Ar.Başkasından yardım isteme; yardım dileme.
  6. isti'arekelimeis.Ar.Bir şeyi bir yerden ödünç veya bir kimseden borç alma; eğreti alma.
  7. istidrakkelimeis.Ar.Ulaşma; yetişme; erişme.
  8. istiğrakkelimeis.Ar.Bir şeyin içine gömülme; dalma; boğulma.
  9. istihdamkelimeis.Ar.Bir kimseyi bir işte veya hizmette kullanma; çalıştırma.
  10. istihrackelimeis.Ar.Bir şeyin içinden başka bir şeyi çekip çıkarma.
  11. istihzarkelimeis.Ar.Bir iş için gerekli olan her şeyi hazırlamış olma; hazır bulundurma.
  12. istikbaliyekelimeis.Ar.Bir kimsenin bir şehre gelişi ile ilgili olarak yazılan kaside; karşılama şiiri; kudümiye.
  13. işbakelimeis.Ar.Açlığını giderme; doyurma; yedirme.
  14. işlemekelimeis.İş görme, çalışma ve hareket etme eylemi ve durumu.
  15. iştikakkelimeis.Ar.Yarılmış bir şeyin yarısını alma.
  16. itakelimeis.Ar.Bir kelimenin, bir şiirin ikiden fazla dizesinde aynı anlamda kullanılması.
  17. itilafkelimeis.Ar.Anlaşma; uyuşma; uzlaşma.
  18. kabalakelimeis.İbr.Yahudilikte, yazılı olarak gelen İlahî buyrukların yanında, geleneksel olarak ağızdan ağıza aktarılan, İbranî felsefesi ve efsaneleri ile karışmış…
  19. kabızkelimeis.Ar.Dışkıyı boşaltma güçlüğü; dışarı çıkma güçlüğü; peklik.
  20. kafiyekelimeis.Manzum yazılarda mısra sonlarında, yapı, görev ve anlam bakımından farklı olmakla birlikte ses bakımından benzerlik oluşturan birimler; uyak; ayak.
  21. kahramankelimeis.Far.Bir savaşta veya tehlikeli bir durumda korkusuzca davranıp, özveride bulunarak yararlılık gösteren üstün niteliklere sahip kimse; alp; yiğit.
  22. kakışmakelimeis.Karşılıklı birbirini itme.
  23. kakofonikelimeis.Fr.Bazı sözlerde, söz öbeklerinde çıkakları yakın olan seslerin birbirini etkilemesi sonucu, söyleyiş güçlüğü yaratması ve kulağı rahatsız etmesi…
  24. kalbkelimeis.Ar.Tersine çevirme; döndürme.
  25. kalenderîkelimeis.Far.Dervişlik; başıboşluk; filozofluk.
  26. kalıpkelimeis.Yun.Sıvı veya toz hâldeki bir maddeye belirli bir şekil vermek amacıyla kullanılan oyuk nesne.
  27. kanavakelimeis.Fr.Seyrekçe dokunmuş kolalı keten bezi; kanaviçe.
  28. kapalılıkkelimeis.Kapalı olma hâli.
  29. karakterkelimeis.Yun.Bir kimsenin kişiliğini, duyuş ve davranış biçimlerini oluşturan, tepkilerini belirleyen sürekli duygusal niteliklerin tümü; öz yapı; seciye; ıra.
  30. karşılaştırmakelimeis.Kişi ve nesnelerin benzerlik ve ayrılıklarını belirlemek üzere birbiriyle karşılaştırmak, birbirine yaklaştırmak eylemi; kıyaslama; oranlama;…
  31. kasidekelimeis.Ar.On beş ile yüz beyitten oluşan tek kafiye düzeninde, genellikle büyükleri övmek amacıyla yazılmış manzume.
  32. kasrkelimeis.Ar.Kısaltma; kısa kesme.
  33. kasriyekelimeis.Ar.Divan edebiyatında, devlet büyüklerinin yeni bir saray veya köşk yaptırması üzerine söylenen kaside.
  34. katkelimeis.Ar.Kesme; kesilme; biçilme.
  35. kavuştakkelimeis.Şarkı ve türküde tekrarlanan dize; nakarat.
  36. kayabaşıkelimeis.Türk halk şiirinde anlam bakımından basit, dil yönünden ilkel bir tür koşma.
  37. kayıtkelimeis.Ar.Bir bilgiyi kâğıda yazma; geçirme; işleme.
  38. kefkelimeis.Ar.El.
  39. kementkelimeis.Far.Ucu ilmiklenmiş ip.
  40. kesmekelimeis.Kesici aletlerle kesip parçalara ayırmak işi; kesmek eylemi.
  41. kıt'akelimeis.Ar.Parça; tane; kısım; bölüm.
  42. kinayekelimeis.Ar.Düşünüleni doğrudan değil de dolaylı yoldan anlatan söz; dolaylı anlatım .
  43. kişikelimeis.Cinsiyet farkı gözetilmeden kadın veya erkek kimse; insan; adam; şahıs; kimse.
  44. kişileştirmekelimeis.Kişilik kazandırma.
  45. konuşturmakelimeis.Konuşturmak eylemi.
  46. koşmakelimeis.İki şeyi yan yana getirme; paralel hâle getirme.
  47. koşukkelimeis.eT.Manzume; manzum eser; nazım; şiir.
  48. koşutlukkelimeis.Koşut olma durumu.
  49. kudumiyekelimeis.Ar.Bulunduğu yere dönen veya misafir olarak bir yere giden devlet büyüğüne sunulan armağan.
  50. kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]