500+ madde
- görünüşkelimeis.Gözün ilk bakışında veya zihnin doğrudan algıladığı şey.
- göstergekelimeis.Soyut ya da karmaşık olan bir ölçü ve bilginin niteliğini, niceliğini görünür hâle getirerek ya da basite indirgeyerek karşılaştırmalı bir bilgi…
- gösterimkelimeis.Görüntünün bir gösterici yardımıyla bir görüntülük üzerine düşürülmesi, yansıtılması işlemi; projeksiyon.
- gövdekelimeis.eT.Bir nesnenin asıl ve önemli bölümü.
- güdüklemekelimeis.eT.Baş veya son tarafından bir veya birçok hecenin kaldırılmasıyla bir kelimenin kısaltılması.
- Gürcücekelimeis.Kafkas dilleri öbeğinden Gürcülerin konuştuğu dil.
- gürültükelimeis.Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin meydana getirdiği, insanı rahatsız edici, hatta uzun sürede sağlık bozucu etkisi görülen seslerin…
- haberkelimeis.Ar.Görerek bilme; bilgisi olma.
- hâlkelimeis.Ar.Bir nesnenin nitelikleri ile içinde bulunduğu koşulların tümü; vaziyet.
- halisetkelimeis.Ar.Cümlenin düzgün ve akıcı olması.
- haplolojikelimeis.Fr.Orta hece yutumu; hece düşmesi.
- harekekelimeis.Ar.Arapça, Farsça ve Osmanlıca’da kısa ünlüyü göstermek üzere harfin altına veya üstüne konulan üstün, esre, ötre adındaki küçük işaretler.
- haykırıkelimeis.Bağırma; bağırtı.
- hecekelimeis.Ar.Konuşma sırasında bir solukta veya ağzın bir tek hareketi ile çıkarılan ses veya sesler topluluğu; bir ünlü veya bir ünlü etrafında toplanmış sesler…
- hemzekelimeis.Ar.Parmakla sıkma; çimdikleme.
- Hintçekelimeis.Sanskiritçe’den etkilenmiş Hint-Ari dilleri grubundan Hindistan’da büyük bir çoğunluğun konuştuğu dil; Hint dili; Hindu; Hindî.
- hurufkelimeis.Ar.Alfabeyi oluşturan işaretler; harfler.
- i'lalkelimeis.Ar.Arap dilbilgisinde, içinde elif, vav, ye harfleri bulunan kelimenin asıl şeklinden nasıl türediğini ve diğer bir şekle nasıl girdiğini inceleyip…
- i'rabkelimeis.Ar.Düzgün konuşma.
- içerikkelimeis.Bir şeyin içinde bulunan ögelerin tümü; bir şeyin kapsamı; muhteva.
- içkinlikkelimeis.Öznenin, ereklerin öznenin kendi içinde bulunması özelliği.
- ideogramkelimeis.Fr.Bir düşünceyi bütünüyle belirten şekli, şekil-kavram ilişkisine dayanan kavramı veya sesi belirtmek için kullanılan işaret; yazı.
- if'alkelimeis.Ar.Arapça’da geçişsiz fiilleri geçişli, geçişli fiilleri de ettirgen yapan kalıp.
- ikicilikkelimeis.İkici olma durumu.
- ikilemekelimeis.Bir varlığın sayısını ikiye çıkarma veya eylemi iki defa yapma durumu.
- ikilenmekelimeis.Sayının ikiye çıkarılma durumu ve eylemi.
- ikizlemekelimeis.İkiz duruma getirme eylemi.
- ikonkelimeis.Yun.Bizans geleneğine bağlı doğu Hristiyan kiliselerinde İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine yumurtalı veya mumlu boyalarla yapılmış, ayin…
- iletikelimeis.Bildirme yazısı; mesaj.
- ilgeçkelimeis.Tek başına anlamı olmamakla birlikte öteki kelimelerle veya kelime gruplarıyla anlam ilişkisi kurmaya yarayan ve anlamı aynı bağlamdaki öbür…
- ilişkilendirmekelimeis.İlişki kurmalarını sağlama.
- iltisakkelimeis.Ar.Aralarında hiçbir boşluk kalmayacak şekilde iki şeyin bitişmesi; birleşme; kaynaşma; kavuşma.
- imkelimeis.eT.Anlamlı işaret veya iz.
- imlakelimeis.Ar.Doldurma; dolgu yapma.
- incizamkelimeis.Ar.(Kemik için) kırılma.
- insicamkelimeis.Ar.Yağmurun tek düze yağması.
- insirafkelimeis.Ar.Çekilme; geri dönme.
- instrumentalkelimeis.Fr.İsim çekimlerinden vasıta hâli. Türkçe’de vasıta hâli eki -n iken zamanla işlerliğini yitirmiş olup bu hâl ile / -le edatı ile yapılmaktadır.
- inşakelimeis.Ar.Yapı kurma; yapma; kurma; yapım.
- intisabkelimeis.Ar.Dikilip durma.
- isimkelimeis.Ar.Bir kimseyi, bir varlığı, bir nesneyi, bir yeri, bir kurumu veya varlıklar ve nesneler bütününü belirtmeye yarayan kelime; ad.
- iskânkelimeis.Ar.Yerleştirme; oturtma.
- isnatkelimeis.Ar.Bir eylemi bir kişinin yaptığını söyleme.
- istekkelimeis.Bir şeye karşı duyulan eğilim; arzu; istenç.
- istiğrakkelimeis.Ar.Bir şeyin içine gömülme; dalma; boğulma.
- istikbalkelimeis.Ar.Gelecek zaman; gelecek.
- istinafkelimeis.Ar.Yeniden başlama.
- işaretkelimeis.Ar.Bir düşünceyi, bir isteği veya bir tasarımı anlatmakta kullanılan kendine özgü anlam yüklenmiş vücut ve yüz hareketleri.
- işlemcikelimeis.İşlem yapan; işlem yapmakta kullanılan.
- işlevkelimeis.Bir kimsenin veya bir şeyin varlığından çok gördüğü iş; iş görme yetisi; etkinlik; fonksiyon.