hâl
kelimeis.(ha:l)-liKöken
Ar.ḥāl
حال
Anlamlar
- 1
Bir nesnenin nitelikleri ile içinde bulunduğu koşulların tümü; vaziyet.
- 2
Tutum, davranış.
- 3
İçinde bulunulan an; şimdiki zaman.
- 4
mecaz.Takat; güç, kuvvet.
- 5
Dert; keder; sıkıntı.
- 6
dbl.İsimlerin cümlede kullanırken girdikleri biçim ve içinde bulundukları durumlardan her biri; isim çekimi biçimlerinden her biri.
- 7
tasvf.Sofilerin geçici bir süre dış dünya ile ilişkilerini keserek girdikleri özel vecit ve coşku durumu.
Bu sözcükle kurulan deyimler84
- aciz hâli
- aksi hâlde
- alırlık hâli
- ana hâli
- analık hâli
- arz-ı hâl
- arz-ı hâl etmek
- arz-ı hâl eylemek
- başa (bir) hâl gelmek
- başına bir hâl gelmek
- beyān-ı hâl etmek
- bir hâl itmek (etmek)
- bir hâl olmak
- büzūzet-i hâl
- cem'iyet-i hâl
- deyn-i hâl
- doğal hâl
- ehl-i hâl
- eski hâle getirme
- etkisiz hâle getirmek
- fena hâlde
- fevkalade hâl
- gayr-i zātî hâle getirme
- hakîkat-i hâl
- hâl böyle iken
- hâl bu hâl ki
- hâl budur ki
- hâl değişimi
- hâl hatır sormak
- hâl olmak
- hâl takınmak
- hâl tercümesi
- hâl ulacı
- hâl yatlığı
- hâlden anlamak
- hâlden bilmek
- hâlden düşmek
- hâlden gitmek
- hâlden hâle girmek
- hâle koymak (sokmak)
- hâle yola koymak
- hâli duman olmak
- hâli hâl olmamak
- hâli harap olmak
- hâli kalmamak
- hâli olmamak
- hâli tavrı yerinde olmak
- hâli vakti yerinde olmak
- harp hâli
- hasıllık hâl
- her hâl
- her hâl ü kârda
- her ne hâl ise
- hiss-i hâl
- insan hâli
- insanlık hâli
- isim hâli
- ıstırār hâli
- iyi hâl
- iyi hâl belgesi
- keyif hâli
- medeni hâl
- merci'-i hâl
- nāsiye-i hâl
- Ne hâli varsa görsün!
- nez hâli
- o hâlde
- olağanüstü hâl
- ruh hâli
- şāhid-i hâl
- şahsi hâl
- şahsi hâl sicilleri
- salāh-ı hâl
- seferî hâl
- şiddet-i hâl
- sūret-i hâl
- üç hâl kanunu
- vakt-i hâl
- vasıta hâli
- vasıta hâli eki
- vüs’at-i hâl
- yalın hâl
- yönelme hâli
- yükleme hâli