alt

kelimeis.

al (aşağı) > al-t

  1. 1

    Bir nesnenin aşağı bakan yüzü, yere gelen tarafı; taban. «Bardağın altı ıslanmış.»

  2. 2

    Dik tutulan bir yüzeyin aşağı kısımları. «Ekranın altı karardı.»

  3. 3

    Yüksekte bulunan şeyin yer ile arasındaki boşluk. «Sıcaktan herkes ağacın altına sığındı.»

  4. 4

    Üst üste yapılan sıralamada aşağıda kalan nesne. «Şu apartmanın alt katında oturuyoruz.»

  5. 5

    Bir yazının son satırından sonraki boşluk. «Raporun her sayfasının altını imzalayınız.»

  6. 6

    Küçük çocukların ve yatalak hastaların boşaltım ihtiyaçlarını giderdikleri bez vs.

  7. 7

    Ölçme ve değerlendirmede ölçü alınan belirli bir değerden daha geri olanlar. «Yeni sınıf geçme sisteminde ikinin altındakiler kalıyor.»

  8. 8

    Dip. «Nehrin altından kablo geçirdiler.»

  9. 9

    Bilinen ve söylenen olayların gerisinde yatan sebepler, gerçekler. «Aralarındaki kavganın altında gelin kaynana sürtüşmesi yatıyor.»

  10. 10

    Sonuç, son; işin varacağı yer. «Bunun altından daha neler çıkacak, neler!»

  11. 11

    Yararlanmak üzere elinde bulundurma; taht.

  12. 12

    {ağız}{eT}Aşağı. 13. Delinen çorabın tabanına yeniden örülen parça.

    [DS][ETY]

  13. 13

    {eAT}Nikâhla bağlı.

  14. 14

    {eAT}Buyrukla bağlı; emrinde olma.