500+ madde
- abartılmakkelimef.Birisi veya bir olay hakkında abartmada bulunulmak; abartmak işi yapılmak; mübalağa edilmek. «Konu medyada abartıldı.»
- abideleştirilmekkelimef.Abide durumuna getirilmek.
- acıkılmakkelimef.Yemek ihtiyacı duyulmak.
- açıklanmakkelimef.Açıklamak işi yapılmak. «Sınav sonuçları henüz açıklanmadı.»
- açılmakkelimef.(Kapalı, katlı, örtülü, sarılı ve dolaşık durumda bulunan bir nesne için) açık duruma getirilmek; kapalı olma hâli kaldırılmak; açılmış olmak. .
- açımlanmakkelimef.Açım veya otopsi yapılmak.
- acınılmakkelimef.Bir kişiye veya canlıya başkaları tarafından acınmak: merhamet edilmek. (Bu fiil cümlede öznesiz olarak kullanılır.) «Onun bu durumuna acınılmaz mı?»
- acınmakkelimef.Keder ve üzüntü duyulmak.
- açkılanmakkelimef.Açkılama eylemine uğramak; perdahlanmak; cilalanmak.
- adanılmakkelimef.Tayin ve takdir edilmek.
- adanmakkelimef.Adak dileğinde bulunulmak; adak edilmek.
- addedilmekkelimef.Ar.(Öyle) sayılmak.
- addolunmakkelimef.Ar.(Öyle) kabul edilmek.
- adlandırılmakkelimef.Ad verilmek.
- adlanmakkelimef.Ad verilmek; anılmak; denilmek.
- affedilmekkelimef.Ar.Affetmek fiiline konu olmak; affa uğramak; bağışlanmak.
- affolunmakkelimef.Ar.Affa uğramak, affedilmek; bağışlanmak.
- afkalanmakkelimef.Sersem edilmek.
- afsunlanmakkelimef.Biri tarafından büyülenmek; büyü yapılmak.
- afyonlanmakkelimef.Afyonlu hâle getirilmek.
- ağaçlandırılmakkelimef.Ağaç dikilerek yeşillendirilmek.
- agaclanmakkelimef.Sopa ile dövülmek; dayak atılmak; dayak yemek.
- ağdalanmakkelimef.Ağdalı duruma getirilmek.
- agdurılmakkelimef.Yukarı çıkarılmak; yükseltilmek.
- agırılmakkelimef.(Boru için) yüksek sesle çalınmak.
- agırlalmakkelimef.İkram olunmak.
- agırlanmakkelimef.İkram edilmek; ağırlanmak; saygı gösterilmek; ululanmak; yüceltilmek.
- ağırlanmakkelimef.Ağırlamak işi uygulanmak.
- ağlanmakkelimef.Bir şey veya biri hakkında ağlama eylemi yapılmak.
- agtarılmakkelimef.Yere vurulmak.
- agtılmakkelimef.Yere vurulmak.
- ağulanmakkelimef.bknz. ağılanmak
- akıdılmakkelimef.Akıtmak işi yapılmak; akıtılmak.
- akıdınılmakkelimef.Akıtılmak.
- akıtılmakkelimef.Akıtmak işi yapılmak.
- aksettirilmekkelimef.Ar.Aksettirmek işi yapılmak; yansıtılmak.
- aktarılmakkelimef.Aktarmak işi yapılmak.
- alacalanmakkelimeis.Alaca hâle getirilmek.
- alazlanmakkelimef.Alevde yanmak.
- alçılanmakkelimef.İçine alçı karıştırılmak.
- aldatılmakkelimef.Kendisine oyun yapılmak; kandırılmak.
- aldırılmakkelimef.Aldırmak işi yapılmak.
- alganmakkelimef.Övülmek; ünlenmek.
- algılanmakkelimef.Biri tarafından bir şey hakkında duyu organları yoluyla bilgi edinilmek.
- alıkonulmakkelimef.Biri tarafından gitmesine engel olmak; zor kullanarak veya başka sebeplerle tutulmak.
- alınılmakkelimef.Alınmak.
- alınmakkelimef.Biri tarafından alıp başka bir yere aktarılmak; taşınmak. «Bu haberler televizyondan alındı.»
- alıştırılmakkelimef.Alıştırmak işi yapılmak.
- alkalmakkelimef.Alkışlanmak; övülmek.
- alkanmakkelimef.Övülmüş olmak;