456 madde
- adırmakkelimef.Ayırmak; tefrik etmek.
- adırtlamakkelimef.Ayırt etmek; bölmek; tefrik etmek; ayırmak; ayıklamak.
- adrumakkelimef.Seçmek.
- agazlamakkelimef.Söylemek.
- agıtmakkelimef.Akıtmak
- aklamakkelimef.Çin.Reddetmek; nefret etmek; kötü bulmak; tiksinmek.
- aktarmakkelimef.eT.Bir yerden başka bir yere götürmek; taşımak; göçermek.
- akturmakkelimef.Yükseltmek.
- alangadmakkelimef.Zayıflamak
- alangadturmakkelimef.Arıklattırmak; zayıflatmak; düşürmek.
- alangurmakkelimef.Yormak; zayıflatmak arıklatmak; güçten düşürmek.
- alkamakkelimef.Dua ve ilahi terennüm etme.
- alkmakkelimef.Bozmak; yok etmek; berbat etmek; mahvetmek; batırmak
- almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
- altamakkelimef.Aldatmak; kandırmak.
- amırmakkelimef.Sevmek.
- amırtgurmakkelimef.Yatıştırmak; teskin etmek; sakinleştirmek.
- amırtmakkelimef.Sakinleştirmek; sakin olmak
- amurtmakkelimef.Sakinleştirmek; teskin etmek; yatıştırmak; dindirmek.
- angıtmakkelimef.Şaşırtmak.
- anıtmakkelimef.Devam etmek; gitmek.
- ardatmakkelimef.Mahvetmek; bozmak harap etmek.
- arıtmakkelimef.Kirlerinden temizlemek; silmek; kiri yok etmek.
- artadmakkelimef.Tahrip etmek; mahvetmek; bozmak.
- artatmakkelimef.Tahrip etmek; mahvetmek; bozmak; yıkmak.
- artızmakkelimef.Kandırmak.
- arturmakkelimef.Aldatılmak; kandırılmak; aldanmak.
- aşamakkelimef.Yemek yemek; gıda almak .
- aşatmakkelimef.Yedirmektattırmak; doyurmak; yedirip içirmek; .
- asgançulamakkelimef.Eğlenmek; alay etmek; istihza etmek.
- askınturmakkelimef.Asmak.
- aşmakkelimef.eT.Yüksekte bulunan bir engelin üzerinden öbür tarafa geçmek; bir şeyin üstünden geçmek.
- atamakkelimef.eT.Kendi adına hareket etmek üzere birisini bir işte görevlendirmek; tevkil kılmak.
- atkamakkelimef.Bağlamak.
- avırmakkelimef.Evirmek; çevirmek; tercüme etmek.
- avlamakkelimef.Bir av hayvanını yakalamak veya bir silahla öldürmek.
- ayıtmakkelimef.Sormak.
- aymakkelimef.Anlatmak; açıklamak; söylemek; konuşmak; haber vermek; belirtmek; tasvir etmek; demek; takdim etmek. [Yüknekî]
- aytmakkelimef.Söylemek; demek.
- azgurmakkelimef.eT.Yanlış yola götürmek; azdırmak; saptırmak; ayartmak.
- baçamakkelimef.Soğd.Oruç tutmak.
- bamakkelimef.Bağlamak; raptetmek. [Yüknekî]
- bartmakkelimef.Kırmak; parçalamak.
- basınmakkelimef.Basmak; ezmek; zayıf görmek; kahretmek.
- baturmakkelimef.Gizlemek; saklamak; kaybetmek.
- bekürmekkelimef.Berkitmek; tahkim etmek; takviye etmek.
- belgürtmekkelimef.Açığa çıkarmak; belirtmek; göstermek; belli ettirmek.
- beltürmekkelimef.Göstermek.
- bıçmakkelimef.Biçmek; kesmek.
- bilmekkelimef.Bir şeyi öğrenmiş, kavramış olmak; malumat edinmek. [Yüknekî]