166 madde
- acışmakkelimef.Ağrımak; sızlamak; için için acımak.
- adalanmakkelimef.Tehlikeye düşmek; tehlikeli duruma düşmek; kötü hâlde olmak.
- adanmakkelimef.Ad almak; ad takınmak.
- agtınmakkelimef.Çıkmak; yükselmek.
- ağılanmakkelimef.Zehirli olduğunu bilmediği bir şeyi yiyip içmek suretiyle zehirlenmek.
- aranmakkelimef.Kaybolan bir şeyi bulmak için üzerini ve çevreyi araştırmak.
- arınmakkelimef.Temizlenmek istemek; yıkanmak; yunmak; arınmak; paklanmak; bedenini yıkamak; .
- arkalanmakkelimef.Sırtını bir şeye dayamak; sırtını vermek.
- ataklaşmakkelimef.Atak hâle gelmek; atak olmak.
- ayazlanmakkelimef.Ayazda kalıp üşümek.
- ayrılmakkelimef.Birlik veya bütünden kopmak, uzaklaşmak; terk etmek.
- ayrışmakkelimef.Kendisini meydana getiren birleşenlere veya ögelere ayrılmak.
- azışmakkelimef.Gittikçe şiddetlenmek; kızışmak; azgınlaşmak.
- balıklanmakkelimef.Balık sahibi olmak; balığı olmak; balıklı hâle gelmek.
- bayınmakkelimef.Bayılmak.
- bergelenmekkelimef.(Damar için) kan ile dolarak sertleşmek; dikilmek.
- bertişmekkelimef.Sertleşmek.
- boğumlanmakkelimef.Boğum meydana getirmek;boğum boğum olmak.
- boyanmakkelimef.Kendi kendini boyamak.
- cem'ilenmekkelimef.Çoğul hâle gelmek.
- cılavlanmakkelimef.Çok isteklenmek.
- cingilmekkelimef.Takla atmak.
- çalınmakkelimef.Kendini yere atmak.
- çalınmakkelimef.Felç gelmek; inme inmek.
- çalunmakkelimef.İtaat etmek.
- çapraşmakkelimef.Far.Karışık, anlaşılmaz, çözülmez ve içinden çıkılmaz duruma gelmek; karmakarışık olmak.
- çenetlenmekkelimef.(İki parça için) birbirine bitişmek.
- çıplanmakkelimef.Çıplak hâle gelmek; soyunmak.
- çiftleşmekkelimef.Çift duruma gelmek; ikileşmek.
- çitinmekkelimef.Örülmüş gibi birbirine girmek.
- çönmekkelimef.Az.Dönmek; arkaya dönmek.
- çuğunmakkelimef.Bir ipe asılarak sallanmak.
- dalanmakkelimef.(Aç kalmış hayvan için) her bulduğu yiyeceğe saldırmak.
- dartınmakkelimef.eT.(Birisi için) acınmak; özlemek.
- demlenmekkelime(Çay için) renk ve kokusu suya geçerek içilecek hâle gelmek.
- direşmekkelimef.eT.Bir işi sonuna kadar götürmek için uğraşmak; sebat etmek; dayanmak.
- donanmakkelimef.eT.Kendi kendini giydirmek; giyinmek; süslenmek.
- durlanmakkelimef.Durulmak; berraklaşmak.
- dürişmekkelimef.eT.Çalışmak; çabalamak; mücadele etmek.
- dürüşmekkelimef.eT.Çalışmak; çabalamak; gayret etmek.
- eğilmekkelimef.eT.Eğik bir durum almak.
- eminmekkelimef.Yararlanmak; yarar sağlamak; faydalanmak.
- endikmekkelimef.Şaşırmak; şaşalamak; mütehayyir olmak.
- eşelenmekkelimef.(Hayvan için) ayağı ile yeri eşmek.
- eşinmekkelimef.Kendi kendine bulunduğu yeri eşmek.
- etlenmekkelimef.Et bulaşmak; et karışmak; içine et girmiş olmak.
- evlenmekkelimef.(Bir kadın ve bir erkek için) bir aile kurmak üzere kanunların öngördüğü şekilde bir araya gelmek; nikâhlanmak; izdivaç etmek.
- evrişmekkelimef.Bir işle uğraşmak; çabalamak; bir işin üstüne düşmek.
- eylenmekkelimef.Edinmek.
- fırçalanmakkelimef.Üzerindeki elbiseyi kendi kendine fırça ile temizlemek.