1. acemileşmekkelimef.Usta ve tecrübeli bir kimsenin çeşitli sebeplerden gerektiği şekilde ustalığını, becerisini gösterememesi.
  2. Acemleşmekkelimef.İranlı gibi olmak; İranlıya benzemek; İranlı gibi davranmak.
  3. aceplemekkelimef.Şaşmak.
  4. acepleşmekkelimef.Şaşmak; garip karşılamak.
  5. acıkdurmakkelimef.Acıkmasına yol açmak.
  6. acıkılmakkelimef.Yemek ihtiyacı duyulmak.
  7. acıkmakkelimef.eT.Midenin boşalması ve kandaki şeker miktarının azalması sonucu besin alma, yeme ihtiyacı ortaya çıkmak; açlık duymak.
  8. acıksınmakkelimef.Müteessir olmak, üzülmek.
  9. acıktırmakkelimef.Açlık duymasına sebep olmak.
  10. acılamakkelimef.İçine acı koymak; acılı hâle getirmek.
  11. acılamakkelimef.Hırpalayarak sevmek; hırpalamak.
  12. acılanmakkelimef.Tadı acı hâle gelmek.
  13. acılaşmakkelimef.Acı bir tat kazanmak, tadı bozulmak.
  14. acılaştırmakkelimef.Acı hâle getirmek.
  15. acımakkelimef.Bedeninin bir yerinde fiziksel bir etki veya mikrobik bir yaradan dolayı acı hissetmek. «Ameliyat yerim çok acıyor.»
  16. acımakkelimef.eT.Eziyet görmek; ıstırap çekmek; acı duymak.
  17. acımsamakkelimef.Acır gibi olmak; biraz acımak.
  18. acındırmakkelimef.Başkalarının kendisine acımasını sağlamak.
  19. acınılmakkelimef.Bir kişiye veya canlıya başkaları tarafından acınmak: merhamet edilmek. (Bu fiil cümlede öznesiz olarak kullanılır.) «Onun bu durumuna acınılmaz mı?»
  20. acınmakkelimef.Keder ve üzüntü duyulmak.
  21. acınmakkelimef.Dert yanmak; başkasında merhamet uyandırmaya çalışmak; sızlanmak.
  22. acınmakkelimef.Birine acımak; merhamet duymak.
  23. acırmakkelimef.Acıktırmak.
  24. acışmakkelimef.Ağrımak; sızlamak; için için acımak.
  25. acışmakkelimef.Sevişmek.
  26. acıştırmakkelimef.Acıtmak; canını yakmak.
  27. acıtmakkelimef.Canını yakmak, fiziksel olarak ağrı sızı vermek; ağrıtmak; sızlatmak.
  28. acmakkelimef.Acıkmak.
  29. acurmakkelimef.bknz. acırmak
  30. açdurmakkelimef.Birinin bir şey açmasına yol açmak: açmasını sağlamak; açtırmak.
  31. açıgsamakkelimef.Canı ekşi istemek.
  32. açıklamakkelimef.Açık duruma getirmek; ortaya koymak.
  33. açıklanmakkelimef.Açıklamak işi yapılmak. «Sınav sonuçları henüz açıklanmadı.»
  34. açıklaşmakkelimef.Bir nesnenin renginin koyuluğunun gitmesi; tonu biraz açılmak; rengi açık hâle gelmek; rengi açılmak.
  35. açıklaştırmakkelimef.Bir nesnenin renginin tonunun açık hâle gelmesini sağlamak; açmak.
  36. açıklatmakkelimef.Başkasına açıklama işini yaptırmak. «Öğretmen sınavda bana “Su Kasidesi”ni açıklattı.»
  37. açıklattırmakkelimef.Açıklamak işini birine, başka birisinin aracılığı ile yaptırmak.
  38. açıkmakkelimef.Acıkmak.
  39. açıksımakkelimef.Acılaşmak; ekşimek.
  40. açılamakkelimef.Askerî hedeflerin topografik ölçüm açılarını tespit için yapılan keşif.
  41. açılmakkelimef.(Kapalı, katlı, örtülü, sarılı ve dolaşık durumda bulunan bir nesne için) açık duruma getirilmek; kapalı olma hâli kaldırılmak; açılmış olmak. .
  42. açımakkelimef.Acımak; ekşimek
  43. açımakkelimef.Acımak; merhamet etmek.
  44. açımlamakkelimef.En ince ayrıntısına kadar incelemek ve anlatmak.
  45. açımlanmakkelimef.Açım veya otopsi yapılmak.
  46. açındırmakkelimef.Geliştirmek; inkişaf ettirmek.
  47. açınılmakkelimef.Açılmak; toplanıp sıvanmak.
  48. açınmakkelimef.Temizlenmek; arılanmak; arınmak.
  49. açınmakkelimef.Tohumun çimlenme gelişmesini tamamlamak.
  50. açınmakkelimef.Bakmak; beslemek; yiyecek vermek.