500+ madde
- dağıtmakkelimef.eT.Dağılmasına sebep olmak.
- dağlıkelimesf.Dağlık bölge halkından olan.
- dalgakelimeis.eT.Su yüzeyinde rüzgâr, deprem gibi doğal etkenlerin meydana getirdiği alçalıp yükselme biçimindeki kıvrımlı hareket.
- dalga motordeyimSevgili; ilişki kurulan kimse.
- dalgasına taş atmakdeyimBirinin düzenini bozmak, rahatını kaçırmak.
- dalgaya düşmekdeyimDalgınlıkla unutmak, yanılmak.
- dalgaya düşürmekdeyimBirisini meşgul ederek dikkatini dağıtmak.
- dalgaya getirmekdeyimBirinin dalgınlığından yararlanarak aldatmak.
- dalgıçkelimeis.Batık bir şeyi çıkarmak için özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinmiş kimse; balık adam; kurbağa adam.
- dalız etmekdeyimDalmak; girmek.
- dallamakelimeis.Budama eylemi.
- dalmakkelimef.eT.Gücünü yitirmek.
- damkelimeis.eT.Binaları dış etkilerden korumak için üzerlerine konulan, çoğunluğu kiremit örtü.
- dam ağasıdeyimHapishanede egemenlik kurmuş tutuklu; koğuş dayısı.
- damarcıkelimesf.Damardan uyuşturucu almayı alışkanlık edinmiş.
- damatkelimeis.Far.Anne veya baba için, kızlarının kocası; güvey.
- damgalıkelimesf.(Kâğıt, hayvan, süs eşyası için) damgası olan; damga vurulmuş; damgalanmış.
- dandikkelimesf.Çing.Kavgacı; dövüşken.
- daniskakelimesf.En iyi, en yüksek, en büyük.
- dans etmekdeyimMüziğin ritmine uygun olarak estetik değer taşıyan vücut hareketleri yapmak.
- darphanekelimeis.Ar.Madenî para basılan yer.
- daskaloskelimeis.Yun.Usta pezevenk.
- dasnikkelimeis.Erme.Pezevenk.
- davakelimeis.Ar.hukBir hüküm ile hukukî korunmanın sağlanması için yargı organlarına yapılan başvuru.
- davlumbazkelimeis.Ocak ve fırın dumanlarını çekmek üzere binalarda aspiratör ile donatılmış ve bir bacaya bağlı piramidimsi veya oval yapıdaki çıkıntı.
- davulkelimeis.Ar.Çember biçiminde enli bir kasnağın iki yanına deri gerilerek yapılan ve tokmakla çalınan bir ritmik çalgı; tomruk.
- davul etmekdeyimKızdırmak.
- davul tozudeyimGerçekleşmesi imkânsız olay.
- davulcu osuruğu gibi araya gitmekdeyim(Başka zamanlarda önem arz etmesine rağmen) gürültü patırtı arasında dikkati çekmemek, ilgi görmemek.
- davulu deldirmekdeyim(Erkek için) ilk kez eşcinsel ilişkide edilgin olmak.
- dayamacıkelimeis.Perçin yapılırken veya doğrultma sırasında karşı taraftan dayama çekicini tutan kişi.
- dayanmakkelimef.eT.Bir yere kendini dayamak, yaslamak; oradan destek almak; yastanmak; istinat etmek.
- dayıkelimeis.tar. İmparatorluk döneminde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp’ta seçimle başa geçen yönetici.
- dayılanmakkelimef.Büyüklenmek; böbürlenmek.
- dayılıkkelimeis.Dayı olma durumu veya dayı olanın niteliği.
- dedekelimeis.Çocuğa göre babanın veya annenin babası; büyük baba.
- defanskelimeis.Fr.sporSavunma.
- defterikebirden okumakdeyimÇok ağır küfürleri ardı ardına sıralamak.
- defterlikelimesf.Defteri olan; defteri bulunan.
- değirmenkelimeis.eT.Taneli bitkileri öğütüp un hâline getirmeye yarar alet.
- değnekçikelimeis.Değnek yapıp satan kimse.
- dehlemekkelimef.Hayvanı yürütmek.
- dehlenmekkelimef.(Hayvan için) “Deh!” sözü ile yürütülmek.
- dehşet palasdeyimKarakol binası.
- deliğe girmekdeyimHapse girmek; tutuklanmak.
- deliğe tıkmakdeyimHapsetmek; tutuklamak.
- delikkelimeis.Delinmiş, yırtılmış yer.
- deliklikelimesf.Deliği olan.
- deliksizkelimesf.Deliği olmayan.
- delmekkelimef.eT.Delik açmak.