307 madde
- abçıkelimeis.Av hayvanlarını bir yere doğru süren; avcı.
- abıçkakelimeis.Yaşlı insan.
- açıgkelimeis.Bolluk içinde yaşama; nimet içinde yaşayış; bolluk.
- adakelimeis.Tehlike; felaket; musibet; bela. .
- adakkelimeis.Ayak [Yüknekî]
- adınçkelimeis.Seçme; seçim; seçkinlik.
- agıkelimeis.Servet; varlık; çok değerli mal mülk; hazine.
- agıçıkelimeis.İpek kumaşları muhafaza eden kimse.
- agılıkkelimeis.Devlet hazinesi.
- agızkelimeis.Ağız. [Yüknekî]
- agrukkelimeis.Yük; ağırlık; pılı pırtı; yol eşyası.
- agukelimeis.Ağı; zehir [Yüknekî]
- agzkelimeis.Ağız.
- alkelimeis.Hile, aldatma, tuzak; dolap; düzen. EUTS]
- altunkelimeis.Altın.
- arakelimeis.eT.İki yeri veya nesneyi birbirinden ayıran uzaklık; açıklık; mesafe; boşluk; aralık. [Yüknekî]
- arukkelimeis.Yorgunluk; argınlık.
- aşkelimeis.eT.Pişirilerek hazırlanan yiyecek; yemek; gıda; katık; yiyecek;yenecek şey; çorba. [Yüknekî]
- atkelimeis.İsim; ad.
- aykelimeis.eT.Genel olarak Ay'ın Dünya etrafında bir kez dolanımına eşit, yılın on ikide biri olan zaman dilimi. .
- ayakelimeis.eT.Elin iç tarafta, bilek ile parmak dipleri arasında kalan içbükey yüzü; avuç içi.
- balıkkelimeis.Bağlanmış.
- balıkkelimeis.eT.Omurgalılardan tatlı ve tuzlu sularda yaşayan, genellikle solungaçlarıyla suyun içinde erimiş halde bulunan havayı emmek suretiyle solunum yapan,…
- balıkçıkelimeis.Balık tutan kimse.
- barkelimeis.Var; mevcut. [Yüknekî]
- barımkelimeis.Zenginlik; mal mülk; servet; varlık.
- başkelimeis.eT.Beyin ve dört duyu organının, dokunma duyusunun bir kısmının, sindirim ve solunum organlarının başlangıcının bulunduğu, insan vücudunun en üst kısmı;…
- begkelimeis.Bey; soylu kişi; efendi; ileri gelen; sözü geçen; nüfuzlu, zengin kişi.
- belkelimeis.eT.Kol ve bacakların birleştiği yer; bel.
- belgükelimeis.Alamet; işaret; nişan; marka; belgi; belge; im.
- beltirkelimeis.Yolların birleştiği yer; kavşak; dört yol ağzı.
- benekkelimeis.Ben gibi küçük leke.
- bergükelimeis.Verilecek, ödenecek şey; vergi.
- beşkelimeis.eT.Dörtten sonra, altıdan önce gelen sayının adı.
- bezkelimeis.eT.İçinden geçen kandan veya kendi öz suyundan bazı maddeleri ayrıştırarak özel salgılar çıkaran organ; gudde, iç salgı bezi.
- bilgekelimeis.eT.Bilgi sahibi, iyi ahlaklı, örnek alınacak olgunluğa ulaşmış kişi; hakîm; akıllı; dirayetli; fetanetli; muktedir; mütebahhir. (1935).
- birkelimeis.eT.Sayma sayılarının ilki. [Yüknekî]
- bitgeçikelimeis.Yazıcı; kopyacı; kayıt memuru; kâtip; yazman.
- bitkeçikelimeis.Çin.Yazıcı; kopyacı; kayıt memuru; kâtip; yazman.
- bodkelimeis.Boy; vücut; kamet; gövde. [Yüknekî]
- bodkelimeis.Kurumlaşmış topluluk; boy; halk; aşiret; kabile; cemaat.
- bodunkelimeis.Millet; halk; insanlar.
- boguzkelimeis.Boğaz; gırtlak.
- borkelimeis.Şarap; içki. [Yüknekî]
- borlukkelimeis.Meyve bahçesi; üzüm bağı.
- borlukçukelimeis.Bağcı; bahçıvan.
- bözkelimeis.Yun.Pamuklu kumaş; pamuktan yapılmış kumaş; bez. [Yüknekî]
- bukakelimeis.Boğa.
- bulungkelimeis.Köşe; açı.
- bungkelimeis.Acı; sıkıntı; üzüntü; dert; mutsuzluk; keder; elem; gam kasavet; melankoli.