500+ madde
- kılınmakkelimef.Kılmak eylemi yapılmak.
- kılkkelimeis.Huy; gidiş; tavır.
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- kimkelimezm.eT..İnsanlar için kullanılan soru ve belirsizlik zamiri. [Yüknekî]
- kimekelimeis.Gemi.
- kımızkelimeis.Kısrak sütünün ekşitilmesi ile elde edilen, az alkollü, ekşi ve içindeki CO2 dolayısıyla gazozumsu bir niteliği olan eski bir Türk içkisi.
- kınkelimeis.Bıçak, hançer, kılıç gibi silah ve kesici aletlerin koruyucu kılıfı.
- kınkelimeis.İşkence; eziyet; azap; ıstırap.
- kinkelimeis.Göbek.
- kinkelimeis.Sonra; son; istikbal; gelecek.
- kınamakkelimef.eT.Cezalandırmak.
- kingkelimesf.Geniş; mufassal. [Yüknekî]
- kingekelimesf.Geniş.
- kingemekkelimef.Danışmak; görüşmek.
- kingeşkelimeis.Danışma; görüşme.
- kingeşçikelimeis.Danışman; müşavir.
- kingeşmekkelimef.bknz. kengeşmek
- kingümekkelimef.Genişlemek.
- kingürmekkelimef.Genişletmek.
- kingütmekkelimef.Genişletmek.
- kinikmekkelimef.Gecikmek.
- kinilmekkelimef.Gecikilmek.
- kıp kızıldeyimKıpkırmızı; kıpkızıl.
- kırkelimeis.eT.Yerleşim birimi dışında olan yerler; şehir ve kasabalar dışında kalan yerler.
- kirkelimeis.eT.Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde meydana gelen veya biriken pislik tabakası; pislik. [Yüknekî]
- kırgılkelimesf.Kırçıl.
- kirişkelimeis.Adamın akarlarından olan geliri.
- kırmaçıkelimeis.Deri.
- kirmekkelimef.Girmek; atılmak; sokulmak. [Yüknekî]
- kırtışkelimeis.Bet beniz; yüzün rengi; yüz güzelliği.
- kirtükelimesf.Doğru; gerçek; hakiki; sahih. [Yüknekî]
- kirtüçkelimesf.Kıskanç.
- kırukkelimesf.Sakat.
- kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
- kişkelimeis.Derisinden kürk yapılan bir hayvan; samur.
- kişçikelimeis.Avcı.
- kişelmekkelimef.Kösteklenmek; köstek bağlanmak.
- kişemekkelimef.Kösteklemek; köstek vurmak; bağlamak.
- kişenkelimeis.Bağ; uçkur.
- kişenligkelimesf.Köstekli; bağlı.
- kısgakelimesf.Kısa; az.
- kisikelimeis.Kişi.
- kişikelimeis.Cinsiyet farkı gözetilmeden kadın veya erkek kimse; insan; adam; şahıs; kimse.
- kişilikkelimeis.eT.Bir kimseye özgü belirgin özellik; şahsiyet.
- kısılmakkelimef.Arada kalmak; daralmak; darlaşmak.
- kışkıkelimezf.Kış gibi; kışa yakışır.
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kısurmakkelimef.Kısaltmak.
- kitermekkelimef.Gidermek; uzaklaştırmak; çıkarmak. [Yüknekî]
- kitmekkelimef.Gitmek; çekilmek; zail olmak. [Yüknekî]