343 madde
- küçemekkelimef.Zorlamak; baskı yapmak; zulmetmek; zorla fenalık etmek [Yüknekî]
- küdezmekkelimef.Saklamak; beklemek; korumak; gözetmek. [Yüknekî]
- küdmekkelimef.Beklemek; gözetmek; gütmek; birinin yolunu gözlemek; durmak; gözlemek; gütmek. [Yüknekî]
- küldürmekkelimef.Güldürmek.
- kümekkelimef.Korumak; saklamak; muhafaza etmek.
- küretmekkelimef.Aldatmak.
- küsemekkelimef.Özlemek; arzulamak; arzu etmek; istemek; dilemek. [Yüknekî]
- küymekkelimef.Beklemek; gözetmek; gütmek; birinin yolunu gözlemek; durmak; gözlemek; gütmek; sabretmek. [Yüknekî]
- küyürmekkelimef.Yakmak.
- küzetmekkelimef.Gözetmek; korumak; kollamak; saklamak; muhafaza etmek.
- mangıtmakkelimef.Adım atmak.
- mengzetmekkelimef.Benzetmek; karşılaştırmak.
- mungadturmakkelimef.Şaşırtmak; hayrete düşürmek.
- mungkarmakkelimef.Bunaltmak; sıkıntıya sokmak; can sıkmak.
- okımakkelimef.Ok üzerine çentik atarak haber göndermek; davet etmek; çağırmak; davet etmek.
- okıtmakkelimef.Okutmak; çağırtmak.
- ongarmakkelimef.Düzeltmek; onarmak; tamir etmek.
- opmakkelimef.İçine çekmek; yutmak.
- ormakkelimef.Kesmek biçmek; vurmak.
- otamakkelimef. is.Otları veya ot türünden olan bitkileri kesmek, yapraklarını budamak.
- otatmakkelimef.Tedavi ettirmek.
- ovmakkelimef.Okşamak.
- oygurmakkelimef.Uyandırmak.
- ödürmekkelimef.Seçmek; ayırmak
- ögitmekkelimef.Öğütmek.
- ögmekkelimef.Övmek; sena etmek; alkışlamak.
- ögretmekkelimef.Talim ettirmek; öğretmek.
- ögürmekkelimef.Oyalamak.
- öklitmekkelimef.Büyütmek.
- ökündürmekkelimef.Pişman ettirmek.
- öngdürmekkelimef.Kurmak.
- öngmekkelimef.Delmek.
- öpmekkelimef.Sevgi, saygı, bağlılık, teşekkür ve aşk belirtisi olarak dudaklarını bir kimsenin bir yerine veya bir şeye değdirmek.
- örklemekkelimef.İple sıkı sıkıya bağlamak.
- örmekkelimef.İplik, yün, tel, hasır otu, saz vb. şeyleri elde tığ, şiş gibi araçlarla birbirine ilmikleyerek dolamak ya da tezgâhta dokumak; dokumak; bağlamak.
- örtmekkelimef.Görünmesini engellemek amacıyla üstüne bir şey koymak; bir örtü ile görünmez hale getirmek; kapamak; gizlemek.
- ötgürmekkelimef.(Bir şey, başka bir şeyin içinden) öteye geçmek.
- ötmekkelimef.Geçmek; arasından geçmek; bir şeyden geçerek ulaşmak; aşmak.
- ötülmekkelimef.Geçilmek.
- övkelemekkelimef.Öfkelendirmek; hiddetlendirmek.
- özelmekkelimef.Özlemek.
- özlemekkelimef.Benimsemek.
- saklamakkelimef.Hesaplamak.
- saklamakkelimef.Dikkat etmek.
- sakmakkelimef.Saymak.
- salmakkelimef.Bağımlılığını, tutukluluğunu kaldırmak; serbest bırakmak; azat etmek. Tutukluyu saldılar.
- sançmakkelimef.Parça parça kesmek.
- sapmakkelimef.Çeyizle, araç gereç ile donatmak; cinsinden eksik kalan bir şeyi başkasıyla tamamlamak; ek bir bağışta bulunmak; teçhiz etmek; ikame ile ikmal etmek.
- satgamakkelimef.Çiğnemek.
- savmakkelimef.Püskürtmek; bertaraf etmek.