1. dağa varmakdeyimDağa çıkmak; yol kesici olmak; yol kesmek; haydutluk etmek.
  2. dağıtmakkelimef.eT.Dağılmasına sebep olmak.
  3. dağlamakkelimef.Far.Vücutta bulunan herhangi bir yarayı ortadan kaldırmak veya kanı dindirmek için kızgın bir metalle yakmak.
  4. dahıkelimee.eT.Dahi.
  5. dakkelimezf.Kadar; dek.
  6. dalamakkelimef.eT.(Hayvan için) bir insan ya da hayvanın üzerine atılarak ısırmak, dişle koparmak; yırtmak.
  7. damkelimeis.Far.Tuzak; ağ.
  8. dām etmekdeyimTuzak kurmak; tuzak hâline koymak.
  9. damağkelimeis.Damak.
  10. damarkelimeis.eT.Canlı varlıkların kan dolaşımını sağlayan kanal.
  11. damarlarını soğultmakdeyimSuyunu kesmek; kurutmak.
  12. dan dansuhdeyimAz bulunur; garip; değerli; nadir.
  13. danışkelimeis.eT.Önemli bir konu için birkaç kişinin bir araya gelerek konuşması, görüş alışverişinde bulunması; müzakere; müşavere.
  14. danışıkkelimeis.Görüş sorma, fikir edinme.
  15. danışık etmekdeyimİstişare etmek.
  16. danışmakkelimef.eT.Bir konu hakkında birisinden fikir almak; görüşüne baş vurmak; bilgi edinmeye çalışmak; akıl sormak; öğüt almak; meşveret etmek.
  17. dar eteğe, gen koltuğa sığınu gelmekdeyimBirinin koruyuculuğuna sığınmak; birinin koltuğu altına girmek.
  18. dar koltuğa kısılmakdeyimBirinin koltuğu altına girmek; koruyuculuğuna sığınmak.
  19. dar koltuğa sığınmakdeyimBirinin himayesine gitmek; koltuğu altına girmek.
  20. dardağankelimesf.Perişan; dağınık; çok dağılmış; darmadağınık.
  21. dardağan olmakdeyimDarmadağın olmak; perişan olmak.
  22. darımakkelimef.eT.Olmak; uğramak; duçar olmak; tutulmak.
  23. davlumbazlar urmakdeyimDavullar çalmak.
  24. dayimkelimezf.Ar.Daim; daima; daimî.
  25. daz yerdeyimÇorak yer; verimsiz toprak.
  26. degenekkelimeis.Değecek araç; kısa ve ince sopa; değnek.
  27. deginkelimezf.Değin; kadar.
  28. degirmenkelimeis.Değirmen.
  29. degmekkelimef.eT.Değmek.
  30. degülkelimeis.eT.Değil.
  31. degülmiseydikelimeOlmasaydı.
  32. delinmekkelimef.eT.Üzerinde delik açılmak.
  33. delmekkelimef.eT.Delik açmak.
  34. delükelimeis.eT.Deli.
  35. delü yahşı yiğitdeyimGüzel, mert delikanlı; gözüpek, yakışıklı genç.
  36. delü yiğitdeyimGözü pek delikanlı; cesur genç.
  37. delübenkelimezf.Delerek; delip.
  38. delükkelimeis.Delik; delinmiş.
  39. delülikkelimeis.Delilik.
  40. demrenkelimeis.eT.Temren.
  41. demrensüzkelimesf.Temrensiz.
  42. demürkelimeis.Demir.
  43. demür dondeyimZırh.
  44. demürlükelimesf.Zırhlı; zırh giymiş.
  45. dengemekkelimef.eT.Mukayese etmek. [Yüknekî]
  46. dengizkelimeis.eT.Deniz. [Yüknekî]
  47. deniz kulunudeyimEfsanelere göre, denizden veya nehirden çıktığı söylenen bir aygırın kısrağa aşması ile doğan tay.
  48. denlükelimezf.eT.Kadar.
  49. depekelimeis.eT.Tepe.
  50. depelemekkelimef.Tepelemek; tekmelemek.