270 madde
- berkitmekkelimef.Sağlamlaştırmak, (1935).
- berükelimezf.Beri, beriye; .. -den beri; buraya; bu yana doğru; buradan; beri.
- bıldırkelimeis.Geçen yıl.
- bilmedükkelimesf.Bilinmemiş; tanınmamış; bilinmeyen, tanınmayan; meçhul.
- birlekelimebağ.İle; birlikte; beraber. [Yüknekî]
- bogkelimeis.Bohça; heybe.
- boguzkelimeis.Boğaz; gırtlak.
- bolmakkelimeyard. f.Olmak. [Yüknekî]
- böykelimeis.Bir çeşit zehirli örümcek.
- bügmekkelimef.Moğ.Eğmek; bükmek.
- bukagukelimeis.Bukağı; köstek; bağ.
- butakkelimeis.Budak; dal.
- buzagukelimeis.İnek ve benzeri hayvan yavrusu; buzağı.
- çekikkelimeis.Siyah kayalıklarda yaşayan serçeye benzer alacalı bir kuş; tarla kuşu; toygar, (Alauda).
- çekürgekelimeis.Çekirge.
- çepişkelimeis.eT.Altı aylık keçi yavrusu; çepiç.
- çetükkelimeis.Kedi.
- çokmakkelimef.(Kuş için) süzülüp inmek; konmak; başına çökmek.
- çömçekelimeis.Büyük ağaç kaşık; kepçe.
- eksükkelimesf.Eksik; noksan.
- eksümekkelimef.Eksilmek; azalmak.
- enükkelimeis.Hayvan yavrusu; enik; yavru.
- esilmekkelimef.Eksilmek; azalmak. [Yüknekî]
- esrükkelimesf.eT.Sarhoş
- etmekkelimeis.Yenecek ekmek.
- etmekçikelimeis.Ekmekçi.
- eyegükelimeis.Hayvan ve insanın kaburgası; eğe kemiği; kaburga.
- eylekelimee.Öyle.
- handakelimezf.Nerede.
- içikmekkelimef.Girmek; dahil olmak; içeriye girmek.
- içişmekkelimef.Birlikte içmek; içmekte yardım ve yarış etmek.
- ıngramakkelimef.(Eşek için) anırmak.
- ıngranmakkelimef.Ağlamak; dertli olarak gizli gizli ağlamak, inlemek.
- ıngraşmakkelimef.İnleşmek; birlikte homurtulu sesler çıkarmak.
- ırkelimeis.Irlama.
- ıraklıkkelimeis.Uzaklık; ırak olma durumu.
- ırgamakkelimef.Sallamak; ırgalamak; sarsmak; yerinden oynatmak; kımıldatmak.
- ırganmakkelimef.Hafif hafif sallanmak; kımıldanmak; kıpırdanmak; ırgalanmak.
- kakıtmakkelimef.Kızdırmak; canını sıkmak.
- kanglıkelimesf.Kağnı; araba.
- karakkelimeis.Göz bebeği; gözün renkli yeri.
- karangukelimeis.Karanlık.
- kargamakkelimef.İlenmek; lanet etmek; beddua etmek; lanetlemek.
- karımakkelimef.Kocalmak; yaşlanmak; kocamak; ihtiyarlamak. [Yüknekî]
- karındaşkelimeis.Kardeş.
- karıtmakkelimef.Kocatmak; ihtiyarlatmak.
- karmakkelimef.(Kanalda veya arkta akan su için) önüne bir şey gerilerek birikmek, kabarmak; taşmak; büvenmek; durgun olmak.
- karşukelimesf.bknz. karşı
- katurmakkelimef.Katılaştırmak; pekleştirmek.
- kavutkelimeis.Kavrulmuş ve dövülmüş buğday ununa şeker veya üzüm, incir gibi kuru yemiş katılarak yapılan bir tür yiyecek.