500+ madde
- çarşakkelimeis.eT.Yamaçlardan aşağı doğru akarak eteklerde biriken çakıl yığını.
- çarşutkelimeis.eT.Sezdirmeden denetleyen kişi.
- çaşakkelimesf.eT.Eskimiş.
- çaşamakkelimef.eT.Yıkılacak duruma gelmek.
- çavkelimeis.eT.Güneşin buluttan sıyrılmış durumu.
- çavmakkelimef.eT.(Güneş için) doğmak.
- çavşakkelimeis.eT.Küçük çakıllı tarla.
- çavurkelimeis.eT.Karda açılan yol; iz; çığır.
- çayankelimeis.eT.Çıyan.
- çeçekkelimeis.eT.Çiçek.
- çekikelimeis.eT.Kadın başörtüsü.
- çekikelimeis.eT.Düğüne götürülen hediye.
- çekikelimeis.eT.Hayvanların beline bağlanan ip.
- çekinmekelimeis.eT.Kadınların baş örtülerinin altına bağladıkları ince örtü.
- çekkikelimeis.eT.Kadınların başlarına bağladıkları baş örtüsü.
- çekmekelimeis.eT.Başörtüsü.
- çekremekkelimef.eT.Paçaları ve kolları sıvamak.
- çelbeşikkelimesf.eT.Karışık.
- çelermekkelimef.eT.(Koyun sürüsü için) çok yemekten ya da yediği ottan dolayı ölmek; şişip ölmek.
- çelpeşikkelimesf.eT.Karışık.
- çemişkelimeis.eT.Altı ay ile bir yaş arasındaki keçi yavrusu.
- çemremekkelimef.eT.Gömlek kolunu veya pantolon paçasını üst üste kıvırmak suretiyle yukarı doğru toplamak; sıvamak.
- çepiçkelimeis.eT.Bir veya iki yaşındaki oğlak.
- çerçikelimeis.eT.Köy köy dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan, çoğu zaman da bunları köylünün ürünleri ile değişmek suretiyle alış veriş yapan esnaf.
- çermelemekkelimef.eT.Örtünün kenarlarını bir araya toplamak.
- çetekelimesf.eT.Kısa boylu.
- çetelemekkelimef.eT.Veresiye hesap açmak.
- çetenkelimeis.eT.Saman taşımak için arabalara konan büyük sepet veya çit.
- çetikkelimeis.eT.Kedi.
- çetmekkelimef.eT.Kesmek; yarmak.
- çıbınkelimeis.eT.Sinek.
- çığdıklamakkelimef.eT.Baharda, ağaçların yaprak gözleri kabarmak.
- çığırkelimeis.eT.Kar üzerinde çığın açtığı iz.
- çığırdıkkelimeis.eT.Kara gürgen.
- çığlamakelimeis.eT.Nemlenme.
- çığremekkelimef.eT.Bıkmak.
- çığsakkelimesf.eT.Nemli.
- çığsamakkelimef.eT.Nemlenmek; terlemek.
- çığsıkkelimesf.eT.Nemli.
- çığsımakkelimef.eT.Nemlenmek; terlemek.
- çığşamakkelimef.eT.Gevşemek; birbirinden ayrılmak.
- çıkarmakkelimef.eT.Bir şeyin çıkmasını sağlamak; içerden dışarıya hareket ettirmek.
- çıkıkelimeis.eT.Çıkın; küçük bohça; .
- çıksingirkelimesf.eT.(Kişi için) zayıf fakat güçlü.
- çıkşamakkelimef.eT.Gevşemek; ek yerleri birbirinden ayrılmak; eskimek.
- çılçaparkelimesf.eT.Karışık renkli.
- çılkkelimesf.eT.Sade; arı; katışıksız.
- çımbıkkelimeis.eT.Göz çapağı.
- çınakkelimeis.eT.Yağmurdan sonra açılan hava.
- çınarıkelimesf.eT.Küçük fakat sağlam yapılı.