500+ madde
- andaçkelimeis.eT.Hatırlanmak üzere verilen eşya; yadigâr; hatıra; anmalık; bergüzar; suvenir.
- andekikelimezf.eT.Oradaki.
- andızkelimeis.eT.Akdeniz bölgesinin doğu kısımlarında yetişen, dikenli yapraklı büyük yapılı ardıç cinsi, (Juniperus drupacea).
- angıkelimeis.eT.Şan şöhret; ün; lakap.
- angıtkelimeis.eT.Kanatları kiremit renginde, ördeğe benzer bir tür kuş; angut.
- angoşkelimesf.eT.Ahmak; sersem.
- anıklamakkelimef.eT.Hazır etmek, hazır duruma getirmek.
- anılcacıkkelimezf.eT.Yavaşça.
- anızkelimeis.eT.Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köke bitişik saplar.
- anmakkelimef.eT.Geçmişte olan bir olayı veya tanıdığı birini aklına getirmek; hatırlamak.
- anramakkelimef.eT.Haykırmak; kükremek.
- aralıkkelimeis.eT.İki nesne arasındaki açıklık; ara; mesafe; .
- ardakkelimeis.eT.Kayın, kırmızı gürgen ve kızılağaç kerestelerinin veya ağaç kaplamaların çürümeye başladıklarında oluşan lekeler.
- argınkelimesf.eT.Gücü tükenmiş, yorulmuş; yorgun; bitkin; bitap; zayıf.
- argıtkelimeis.eT.İki dağ sırası arasında kalan boğaz; geçit; bel; derbent.
- argunkelimezf.eT.Yavaş ve alçak sesle.
- arıkelimesf.eT.Temiz; pak; arık.
- arıkkelimesf.eT.Zayıf; cılız; sıska.
- arıkkelimeis.eT.Tarla, bağ bahçe sulamak veya fazla suyu tarladan uzaklaştırmak için toprak içine hendek açılarak su götürülen basit kanal; su yolu; ark; hark.
- arnaşmakkelimef.eT.Dokunacak, örülecek bir şeye başlamak.
- arpağkelimeis.eT.Eski Türk inanışında ve bugün hâlen o dine mensup Türk boylarında rastlanılan kam ve baksıların hastaları iyileştirmek için söyledikleri anlamsız…
- arpağcıkelimeis.eT.Eski Türklerde büyücülere verilen isim.
- artıkkelimesf.eT.Yenilip içilen şeyden, kullanılan, harcanan maldan geriye kalan; fazla.
- aşkelimeis.eT.Pişirilerek hazırlanan yiyecek; yemek; gıda; katık; yiyecek;yenecek şey; çorba. [Yüknekî]
- aşıkelimeis.eT.tarım. Daha iyi ürün veren cins elde etmek için anaç adı verilen meyve ağacı gövdesine kaynaştırılan canlı bir ağaçtan alınmış filiz, yaprak veya…
- asıkelimesf.eT.İri; gösterişli; gelişmiş; büyük.
- asıkkelimeis.eT.Faiz.
- aşılamakkelimef.eT.Vücutta bağışıklık sağlamak için aşı sıvısı vermek.
- aşmakkelimef.eT.(Erkek hayvanlar için) dişisiyle çiftleşmek.
- asnakkelimeis.eT.Sarp yer.
- avılmakkelimef.eT.Yüreği ezilmek.
- avkalamakkelimef.eT.Avuç dolusu almak.
- avkamakkelimef.eT.Avuç içine alarak ovmak; çitilemek; ovalamak.
- avkımakkelimef.eT.Avuç içine alarak sıkmak; ovmak; ovalamak; çitilemek.
- avkırmakkelimef.eT.Çalmak; aşırmak.
- avkmakkelimef.eT.Eli ile ovalayarak küçük parçalara bölmek; ufalamak.
- avkurlanmakkelimef.eT.Kırılmak.
- avlakkelimeis.eT.Avı bol olan yer.
- avurtkelimeis.eT.Ağız boşluğunun yanaklara gelen kısmı.
- avutmakkelimef.eT.Birinin acılarını, sıkıntılarını hafifletmek; teselli etmek, oyalamak.
- ayağkelimeis.eT.Lakap.
- ayakkelimeis.eT.İnsan ve hayvanlarda yere basmaya ve yürümeye yarayan organ.
- ayazkelimeis.eT.Açık, bulutsuz hava, .
- aydaşkelimesf.eT.Zayıf; cılız.
- aydeşkelimesf.eT.İğdiş.
- aydınkelimeis.eT.Aylı gece.
- ayıkelimeis.eT.Etçil olmakla beraber bal, meyve ve köklerle beslenen iri yapılı, tabanları üzerinde yürüyen, kısa kuyruklu, uzun burunlu, postu uzun tüylü, 2
- ayıkmakkelimef.eT.Ayılmak; kendine gelmek; uyanmak.
- ayırtlamakkelimef.eT.Ayırıp çıkarmak; seçmek.
- ayıtlamakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.