125 madde
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- ancakelimezf.eT.En çok.
- argınkelimesf.eT.Gücü tükenmiş, yorulmuş; yorgun; bitkin; bitap; zayıf.
- argunkelimezf.eT.Yavaş ve alçak sesle.
- arıkkelimesf.eT.Zayıf; cılız; sıska.
- aşmakkelimef.eT.(Erkek hayvanlar için) dişisiyle çiftleşmek.
- ayıkmakkelimef.eT.Ayılmak; kendine gelmek; uyanmak.
- ayıtlamakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.
- azgaşmakkelimef.eT.Kızmak.
- baldurkelimeis.eT.Bitki gövdesi.
- başlıkelimesf.eT.Yaralı; yarası olan.
- bayımakkelimef.eT.Zengin olmak; varlıklanmak.
- bilikkelimeis.eT.Akıl; us; anlayış; kavrayış; bilgi.
- bingeşmekkelimef.eT.Birbirinin üzerine binmek; .
- bitmekkelimef.eT.(Yaralanma sonucu açılan cilt vb. için) bitişmek; kaynaşmak.
- bökelimeis.eT.Zehirli örümcek; tarantula.
- boyakkelimeis.eT.Boya.
- bungunkelimesf.eT.(İnsan için) bunalmış durumda; sıkıntılı; çok sıkılmış; bunalmış; şaşkın; kederli; üzüntülü.
- busarıkkelimesf.eT.(Hava için) dumanlı; sisli.
- çağşakkelimesf.eT.(Eklem yeri için) çok oynak; gevşek.
- çetikkelimeis.eT.Kedi.
- çizmekkelimef.eT.Çözmek.
- çoğaçkelimeis.eT.Güneş; gün ışığı.
- dadkelimeis.eT.Tat; lezzet.
- dadırmakkelimef.eT.Tattırmak.
- damzırmakkelimef.eT.Damla damla akıtmak; damlatmak.
- dankelimeis.eT.Hayret; şaşma; taaccüp.
- daramakkelimef.eT.Her tarafı araştırmak; arayıp taramak.
- darsıkmakkelimef.eT.Daralmak; sıkılmak; sıkışmak; bunalmak.
- dartılmakkelimef.eT.Çekmek eylemi uygulanmak.
- daşrakelimeis.eT.Dışarı.
- degmekkelimef.eT.Değmek.
- dekkelimesf.eT.Sessiz; rahat; sakin.
- dekkelimeis.eT.Hayvana yükletilen yükün taraflarından her biri; içi dolu çuval.
- dekerekkelimeis.eT.Tekerlek.
- delimkelimezf.eT.Çok; pek çok; sayısız; pek ziyade.
- demreğikelimeis.eT.Temreği hastalığı.
- depekelimeis.eT.Tepe.
- depelemekkelimef.eT.Çiğnemek; ezmek; öldürmek; .
- depinmekkelimef.eT.Tepinmek; çırpınmak.
- depmekkelimef.eT.(Hayvan için) tepmek; çifte atmak.
- depükkelimeis.eT.Tekme; tepik.
- devekkelimeis.eT.Asma kütüğü; asma dalı; tevek.
- dibkelimeis.eT.Dip.
- diminkelimezf.eT.Demin; biraz önce.
- dırnakkelimeis.eT.Tırnak.
- döğmekkelimef.eT.Ezmek.
- döğşürmekkelimef.eT.Toplamak; dermek; yığmak.
- döğünkelimeis.eT.Dağlamakla açılan yara; yakı.
- dokanmakkelimef.eT.Dokunmak.