- kuşkelimeis.Vücudu tüylerle kaplı, sıcak kanlı, akciğerli, boynuzsu bir maddeden oluşarak uzamış çenelerine gaga, yürümeye elverişli arka üyelerine bacak, uçmaya…
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- kılıçkelimeis.Bele asılmış bir kın içinde taşınan, siperlikli bir kabzaya tutturulmuş, bir veya iki yüzü de keskin, uzun ve sivri, çelikten yapılmış kesici bir…
- kelmekkelimef.Gelmek. [Yüknekî]
- karındaşkelimeis.Kardeş.
- kaygukelimeis.Acı; dert; keder; kaygı.
- kulaçkelimeis.eT.Halk arasında pratik bir ölçü birimi olarak kullanılan, iki yana gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasında kalan uzaklık.
- köngülkelimeis.Gönül; kalp; yürek; duygular; vicdan. [Yüknekî]
- kümüşkelimeis.Gümüş; akça.
- körmekkelimef.Görmek; bakmak. [Yüknekî]
- çalunmakkelimef.İtaat etmek.
- çapmakkelimef.eT.(At) koşturmak; sürmek.
- çapturmakkelimef.Boyun vurdurmak.
- çarlıgkelimeis.Emir; yarlık; buyruk.
- çımadkelimeis.Öfke; hiddet; kızgınlık.
- çıragıkelimeis.Yüz; çehre.
- çokurkelimesf.Alaca.
- çolkelimeis.Yol.
- çubuyankelimeis.Tatlı şey; hoş ve leziz nesne; tatlı.
- çumşamakkelimef.Yollamak.
- çürekkelimeis.Yürek.
- çürügükelimeis.Yürüyüş.
- keçmekkelimef.Geçmek. [Yüknekî]
- kerekkelimeis.Gerek; lüzum; ihtiyaç; gereken şey; olmalı; yaraşır; lazım; gerekli. [Yüknekî]
- kesmekkelimef.Kesici aletlerle kesip parçalara ayırmak. [Yüknekî]
- kiçekelimeis.Akşam.
- kikkelimeis.Av.
- kilmekkelimef.bknz. kelmek
- kiltürmekkelimef.Getirmek. [Yüknekî]
- kimkelimebağ.“Ki” bağlacının eskiden kullanılan biçimi; sebep bildiren bağlaç; çünkü.
- kinekelimebağ.Yine; bizzat; ve.
- kingeşmekkelimef.bknz. kengeşmek
- kirmekkelimef.Girmek; atılmak; sokulmak. [Yüknekî]
- kişkelimeis.Derisinden kürk yapılan bir hayvan; samur.
- kişikelimeis.Cinsiyet farkı gözetilmeden kadın veya erkek kimse; insan; adam; şahıs; kimse.
- kitmekkelimef.Gitmek; çekilmek; zail olmak. [Yüknekî]
- kıyandkelimeis.Sansk.Gergedan.
- kıyandkatkelimeis.Sansk.bknz. kıyand
- kızkelimesf.Nadir bulunan; az bulunur; kıt. [Yüknekî]
- kogulgukelimesf.Parlak.
- koguşkelimeis.Tüylü hayvan derisi; post; deri.
- kögüzkelimeis.Göğüs. [Yüknekî]
- kökkelimeis.Gökyüzü; hava; sema; gök kubbe; .
- kökkelimesf.Mavi; gök; gök rengi; lacivert.
- kölkelimeis.Göl; havuz; birikmiş su. [Yüknekî]
- köpkelimesf.Çok; bol. [Yüknekî]
- körgürmekkelimef.Göstermek.
- körügkelimeis.Güzel; güzellik.
- korukmakkelimef.bknz. korıkmak
- koykelimeis.Koyun.