500+ madde
- ağı çalısıdeyimZakkum.
- ağı çalmakdeyimZehirlenmek.
- ağı çiçeğideyimZakkum.
- ağıcıkkelimeis.Zakkum.
- ağılkelimeis.eT.Koyun ve keçi sürülerinin etrafı çit çevrili gece barınağı; ağal; avul; ayil.
- ağıl tutmakdeyimTarlanın kenarlarını dikenli çalılarla çevirmek.
- ağılanmakkelimef.Zehirli olduğunu bilmediği bir şeyi yiyip içmek suretiyle zehirlenmek.
- ağıllamakkelimef.Sürüyü sağmak üzere ağıla kapamak.
- ağıllanmakkelimef.(Sürü için) toplanarak ağıla girmek.
- ağımkelimeis.Ayağın parmaklar ile bilek arasında kalan tümsek kısmı.
- ağımlıkelimesf.(Ayak için) üstü çok tümsek, ağımı fazla.
- ağınkelimesf.Dilsiz.
- ağınmakkelimef.(At ve eşek vb. için) çayırlık veya yumuşak topraklı yerlerde yatıp yuvarlanmak suretiyle sırtını kaşımak; ağnamak.
- ağınmakkelimef.Açlıktan ölmek.
- ağırkelimesf.eT.Hafif olmayan; yerinden zor oynatılan; tartı bakımından ağırlığı çok olan; battal; sakil.
- ağır ayakdeyimDoğumu yakın hamile kadın.
- ağır ayak gündeyimKutsal gün.
- ağır canlıdeyim(Kadın için) doğurması yakın.
- ağır ellideyimVurduğu zaman etkisi fazla olan.
- ağır enginideyimNezle.
- ağır gündeyimKutsal gün.
- ağır tabandeyimTembel; vurdumduymaz.
- ağır tavdeyimSürerken toprağı sabana yapışacak kadar çamur hâlinde olan tav.
- ağırlıkkelimeis.Yerçekiminin bir cisim üzerindeki etkisi.
- ağırlık bitirmekdeyimDüğünden önce kız ve oğlan tarafı bir araya gelerek yapılacak işleri görüşmek, karara bağlamak.
- ağırrakkelimesf.Az ağır; ağır sayılabilecek; ağırca.
- ağırsakkelimesf.Ağır davranan; yavaş giden.
- ağırsakkelimeis.Koyunların doğurmaya yakın şişen memesi.
- ağırsamakkelimef.Birine istemediğini belli edecek şekilde soğuk davranmak.
- ağırsınmakkelimef.Bir işi ağır bulmak; ağır saymak.
- ağısını almakdeyimAcısını gidermek; sızısını dindirmek.
- ağıştırmakkelimef.Üstü kapalı anlatmak; ima etmek.
- ağıtkelimeis.İki tarlayı birbirinden ayıran set; an.
- ağıtkelimeis.Bir tür ördek; angıt.
- ağıt etmekdeyimBir ölüm dolayısıyla sürekli ağlamak.
- ağıt yitirmekdeyimAcıklı bir olayı ağlaya ağlaya anmak.
- ağıtçıkelimeis.Ölen kişinin ardından ağıt yakan ve bu yolda para kazanan kimse; ağlayıcı; yasçı; sağucu.
- ağıtlamakkelimef.El kol ve vücut hareketleri ile karşısındakini sakındırmak.
- ağıtmakkelimef.Ölen kişinin iyiliklerini sayıp dökmek.
- ağıtmakkelimef.Hiç görmediği ve bilmediği bir çevrede şaşkınlıktan ve yol bilmezlikten dolayı kendinden geçmiş gibi çevreye bakınmak; hayranlıkla seyretmek.
- ağızkelimeis.eT.Vücudun baş kısmının ön alt tarafında bulunan sindirim sisteminin başlangıcı, tat alma, nefes alıp verme ve konuşma gibi fonksiyonları yerine getiren…
- ağız ağza vermekdeyimBirbirine yakın durup gizli gizli konuşmak.
- ağız avlamakdeyimBirinin bir konuda ne düşündüğünü öğrenmek; ağız aramak.
- ağız ayırmakdeyimAptal aptal bakmak.
- ağız bağıdeyimÇuval ağzını bağlamakta kullanılan ip veya sicim.
- ağız dabıştısıdeyimKonuşma biçimi; anlatım tarzı.
- ağız dadıdeyimBıkkınlık; usanç.
- ağız dağıtmakdeyimAğzına geleni söylemek; küfretmek; ağız bozmak.
- ağız davıştısıdeyimKonuşma biçimi; anlatım tarzı.
- ağız eğmekdeyimBir kişinin sözlerini alaylı biçimde söylemek.