- çalunmakkelimef.İtaat etmek.
- çapmakkelimef.eT.(At) koşturmak; sürmek.
- çapturmakkelimef.Boyun vurdurmak.
- çarlıgkelimeis.Emir; yarlık; buyruk.
- çımadkelimeis.Öfke; hiddet; kızgınlık.
- çıragıkelimeis.Yüz; çehre.
- çokurkelimesf.Alaca.
- çolkelimeis.Yol.
- çubuyankelimeis.Tatlı şey; hoş ve leziz nesne; tatlı.
- çumşamakkelimef.Yollamak.
- çürekkelimeis.Yürek.
- çürügükelimeis.Yürüyüş.
- kabuçakkelimeis.Kovuk; oyuk.
- kadaglamakkelimef.Tutmak; ardından gitmek.
- kaganlıkkelimeis.Kağanlık; hakanlık.
- kagarkelimeis.Kar.
- kagatırkelimeis.Katır.
- kakızkelimeis.Cesur; kahraman.
- kalıgkelimeis.Hava; gök; gökyüzü; sema.
- kalkankelimeis.eT.Eskiden savaşçının, karşı saldırıdan kendini korumak için kullandığı çeşitli malzemeden yapılmış savunma aracı.
- kamagkelimezm.Far.(Belirsizlik zamiri) hep; tüm; bütün; hepsi; her şey.
- kangakelimeis.Araba; kağnı.
- kapkelimezf.Sıfatları pekiştirir. kap kara.
- kapulugkelimesf.Kapalı.
- karakelimesf.eT.Güneş ışığının bütün renklerini soğurduğu için en koyu renkte olan; kömür renginde olan; siyah.
- karanggulugkelimeis.Karanlık.
- karıkelimesf.Yaşlı; ihtiyar; kocamış.
- karındaşkelimeis.Kardeş.
- karşukelimesf.bknz. karşı
- kartkelimesf.eT.(İnsan için) yaşlanmış; yaşı ilerlemiş; gençliği gitmiş; ihtiyar.
- kaşkelimeis.eT.Göz çukuru üzerinde bir yay gibi uzanan, üzeri kıllarla kaplı çıkıntı. [Yüknekî]
- kaygukelimeis.Acı; dert; keder; kaygı.
- kazukkelimeis.Kazık.
- keçmekkelimef.Geçmek. [Yüknekî]
- kelmekkelimef.Gelmek. [Yüknekî]
- kerekkelimeis.Gerek; lüzum; ihtiyaç; gereken şey; olmalı; yaraşır; lazım; gerekli. [Yüknekî]
- kesmekkelimef.Kesici aletlerle kesip parçalara ayırmak. [Yüknekî]
- kiçekelimeis.Akşam.
- kikkelimeis.Av.
- kılıçkelimeis.Bele asılmış bir kın içinde taşınan, siperlikli bir kabzaya tutturulmuş, bir veya iki yüzü de keskin, uzun ve sivri, çelikten yapılmış kesici bir…
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- kilmekkelimef.bknz. kelmek
- kiltürmekkelimef.Getirmek. [Yüknekî]
- kimkelimebağ.“Ki” bağlacının eskiden kullanılan biçimi; sebep bildiren bağlaç; çünkü.
- kinekelimebağ.Yine; bizzat; ve.
- kingeşmekkelimef.bknz. kengeşmek
- kirmekkelimef.Girmek; atılmak; sokulmak. [Yüknekî]
- kişkelimeis.Derisinden kürk yapılan bir hayvan; samur.
- kişikelimeis.Cinsiyet farkı gözetilmeden kadın veya erkek kimse; insan; adam; şahıs; kimse.
- kitmekkelimef.Gitmek; çekilmek; zail olmak. [Yüknekî]