1. abanozkelimeis.Yun.Hindistan’da yetişen sert, siyah ve ağır keresteli bir ağaç (Diospyros ebenum).
  2. abazankelimeis.Çing.Uzun süre cinsel ilişkide bulunmadığı için şiddetli bir arzu içinde bulunan erkek.
  3. abecikelimesf.Aptal.
  4. açmazkelimeis.Kararsız ve çaresiz durum; çıkmaz.
  5. acurkelimeis.Ar.Kabakgillerden hıyara benzer bir çeşit sebze; (Cucumis flexuosus).
  6. adadiyozkelimesf.Yun.Kabadayı kıyafetinde; kopuk kılıklı.
  7. afçıkelimeis.Genel af çıkma olasılığını düşünerek suç işleyen kimse.
  8. afikelimeis.Yun.Gösteriş; çalım; caka.
  9. afilikelimesf.Afisi olan; afi ile yapılan; fiyakalı; gösterişli.
  10. afişkelimeis.Fr.Herkesin görebileceği bir duvara veya ilan yerlerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış resimli veya sadece yazılı duyuru kâğıtları.
  11. aforozkelimeis.Yun.Yahudilik ve Hıristiyanlıkta dinî kurallara uymayanlara verilen topluluk dışında bırakma cezası.
  12. aftoskelimeis.Yun.Bir erkeğin evlilik dışı ilişki kurup gönül eğlendirdiği kadın; metres; oynaş; nikâhsız karı; kapatma.
  13. aganigikelimeis.Ar.Sevişme; cinsel ilişki.
  14. ahçikkelimeis.Erme.Ermeni kızı.
  15. ahlatkelimeis.Yun.Kırsal alanlarda yetişen, gülgillerden yaban armudu (Pirus eleagrifolia) ve bunun küçük meyveleri.
  16. ahtapotkelimeis.Yun.Kafadan bacaklılardan, eşit uzunlukta sekiz kolu bulunan deniz canlısı; kalamar; mürekkep balığı; supya. (Octopus vulgaris)
  17. akıtmakelimeis.Akıtmak işi.
  18. akmakkelimef.eT.(Sıvı gibi molekülleri veya tanecikleri kolayca yer değiştiren maddeler için) bir yerden daha aşağıda bulunan başka bir yere doğru gitmek.
  19. akozlamakkelimef.Yun.Bir şeyi birine gizlice söylemek; kimse duymadan anlatmak.
  20. akrepkelimeis.Ar.Taş altlarında, duvar diplerinde, kurak topraklarda yaşayan; baş ve gövdesi tek, vücudunun en ucunda zehirli bir iğnesi bulunan; yeni ölmüş veya…
  21. aksesuarkelimeis.Fr.Yan ögeler; ıvırzıvır.
  22. alabandakelimeis.İt.Gemilerin borda kaplamalarının içte kalan kısmı.
  23. alafortanfonikelimeis.alay. Adının söylenmesi zor ve karmaşık şey.
  24. alatkelimeis.Ar.Bir işi yaparken kullanılan araçlar; aletler.
  25. alaverekelimeis.İt.Elden ele geçiş; alışveriş.
  26. alengirlikelimesf.Ar.Gösterişli, fiyakalı, dalavereli.
  27. alfonskelimeis.Fr.Muhabbet tellalı; fahişe dostu; pezevenk.
  28. algarinakelimeis.İt.Gemilere ağır yük koymak veya batık gemileri çıkarmakta kullanılan, kendi motoru ile hareket eden saç tekneli duba.
  29. alıcıkelimeis.Bir malı para karşılığında almak isteyen veya alan kişi; müşteri.
  30. alıkmakkelimef.Alçalmak.
  31. alızlamakkelimef.Cılız taneleri samandan ayırmak için savurmak.
  32. ampulkelimeis.Lat.Üzerinden akım geçince akkor hâline gelerek ışık veren telleri kuşatan havası alınmış cam.
  33. anaforkelimeis.Yun.Düzgün harekette devam ederken bir engelle karşılaşan hava ve su akımının ortası çukurlaşarak meydana getirdiği dönme; girdap.
  34. anaforcukelimeis.Başkalarının yanında beslenen; çalışmadan, emek harcamadan, bedavadan ve çalıp çırpma ile kazanç sağlayan kişi; bedavacı; beleşçi.
  35. anaforculukkelimeis.Anaforcu olma durumu.
  36. anaforlamakelimeis.Emek vermeden, bedavadan, çalışmadan bir şeyi kazanma.
  37. anahtarkelimeis.Yun.Bir kilidi açmaya yarayan, ucu dişli çeşitli biçimlerde yapılmış metal araç.
  38. anahtarcıkelimeis.Anahtar yapımı ve satımı işini meslek edinmiş kişi.
  39. ançizlemekkelimef.Uzaklaşmak; savuşmak.
  40. andavalkelimeis.Aptal, bön, görgüsü kıt kimse; beceriksiz.
  41. andavallıkelimeis.Aptal, bön, görgüsü kıt kimse.
  42. andelibkelimeis.Ar.Bülbül.
  43. anderkelimeis.Erme.Cinsel organ.
  44. andonkelimeis.Yun.Kadınlara hakaret için söylenen söz.
  45. anırmakkelimef.(Eşek için) yüksek ses çıkarmak.
  46. anlamakkelimef.eT.Akıl ve zekâ yardımı ile bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret edildiğini kavramak; bilmek; algılamak; derk etmek.
  47. anoşkelimeünl.“Sevgilim, dostum” anlamında seslenme sözü.
  48. antenkelimeis.Lat.Bir vericinin ürettiği radyoelektrik dalgalarını yaymaya yarayan veya bu şekilde yayılan radyoelektrik dalgalarını toplayarak alıcıya taşıyan…
  49. antifrizkelimeis.İng.Donmazlık.
  50. antikakelimesf.İt.Eskiden kalma, tarihî değeri olan.