500+ madde
- aikelimeis.Ay.
- aigkelimeis.Söz.
- ainçkelimeis.Korku.
- ajunkelimeis.Soğd.Varlık biçimi; hayat.
- ajunlugkelimesf.Dünyevi; dünya ile ilgili.
- akkelimesf.eT.Gün ışığının bütün renklerini yansıtan; süt renginde olan; beyaz.
- akkelimesf.Çin.İğrenç; kötü; alçak; fena.
- akakelimeis.Moğ.Büyük kardeş; ağabey.
- akıkelimesf.Cömert; eli açık. [Yüknekî]
- akıgkelimeis.Akış; akma.
- akıglıgkelimesf.Akan; akıcı; cereyanlı
- akıgsızkelimesf.Akıcı olmayan; akmayan; akıntısız; cereyansız.
- akınçsızkelimesf.Sabit; yerinden oynamaz; sağlam; muhkem.
- akırlamakkelimef.Ağırlamak.
- akışmakkelimef.Hep birlikte bir yöne doğru topluca yürümek.
- aklamakkelimef.Çin.Reddetmek; nefret etmek; kötü bulmak; tiksinmek.
- aktarılmakkelimef.Aktarmak işi yapılmak.
- aktarmakkelimef.eT.Bir yerden başka bir yere götürmek; taşımak; göçermek.
- aktınmakkelimef.Akmak; suya batmak.
- akturmakkelimef.Yükseltmek.
- akulugkelimesf.Ağılı; zehirli.
- alkelimeis.Hile, aldatma, tuzak; dolap; düzen. EUTS]
- alkelimesf.eT.Alev rengi parlak kırmızı.
- alkelimeis.Alt; bir şeyin alt tarafı; alt taraf.
- alakelimesf.eT.Yer yer siyah, yer yer de beyaz kısımları bulunan renk; siyahlı beyazlı.
- alaçukelimeis.Alacık; çadır.
- alakırmakkelimef.Haykırmak; bağırmak; çağırmak; gürültüye getirmek; ateşli konuşmak.
- alakışmakkelimef.Bağrışmak; çağrışmak.
- alangadturmakkelimef.Arıklattırmak; zayıflatmak; düşürmek.
- alangumakkelimef.Yorulmak.
- alangurmakkelimef.Yormak; zayıflatmak arıklatmak; güçten düşürmek.
- albankelimeis.Hizmetle ödenen bir tür vergi.
- alçakkelimesf.eT.Yüksek olmayan; yerden yüksekliği az olan; aşağıda olan.
- aldıkelimeis.Altı.
- aldunkelimeis.Altın.
- algınmakkelimef.Kaybolmak.
- algukelimezm.Hep; bütün; hepsi.
- algunıkelimezm.Hepsini.
- alhınmakkelimef.Bitmek; tükenmek; azalmak; eksilmek; kaybolmak.
- alıkmakkelimef.Alçalmak.
- alılmakkelimef.Alınmak .
- alımçıkelimeis.Alıcı.
- alınkelimeis.eT.İnsan başının ön tarafında yüzün üst bölümünü oluşturan saç bitimi, şakaklar ve kaşlar arasında kalan kısım.
- alınçkelimesf.Alan; elde eden.
- alıngkelimesf.Aciz kimse; güçsüz kişi.
- alınglıgkelimesf.Alınlı; alnı olan.
- alınmakkelimef.Biri tarafından alıp başka bir yere aktarılmak; taşınmak. «Bu haberler televizyondan alındı.»
- alışkelimeis.Alma işi.
- alışmakkelimef.Karşılıklı almak; karşılıklı alıp vermek; birbirinden almak; ticarette bulunmak. .
- alkamakkelimef.Dua ve ilahi terennüm etme.