yetişmek

kelimef.

yét-mek > yét-iş-mek / yétş-mek

يتشمك

  1. 1

    {eT}(Bir yere) ulaşmak; erişmek; varmak; vasıl olmak.

    [DLT]

  2. 2

    Uzaktaki, yüksekteki ya da derindeki bir yere, bir şeye değmek; dokunabilmek; tutabilmek.

  3. 3

    Önde giden, uzaklaşmış, ilerlemiş bulunan bir şey veya bir kimse ile aradaki uzaklığı kapatmak.

  4. 4

    Başlama ya da hareket zamanında orada olmak; vaktinde varmak; vaktinde hazır olmak; kaçırmamak.

  5. 5

    Bir işe başlamış olanlara sonradan katılmak.

  6. 6

    Daha önceden yola çıkmış olanlara arkalarından daha hızlı yol alarak katılmak.

  7. 7

    (Düzey için) aradaki farkı kapatmak; aynı düzeye gelmek.

  8. 8

    (Yapılan bir iş ya da süren bir işlem için) belirtilen zamanda bitmiş olmak; hazır olmak; tamam olmak.

  9. 9

    Başka işlerin çokluğu yüzünden zaman ve güç bulup yapabilmek; üstesinden gelebilmek; olanak bulabilmek.

  10. 10

    Yardımda bulunabilmek amacıyla tam zamanında veya en uygun durumda gelmek; yardım etmek; yardıma koşmak.

  11. 11

    (Para, mal, malzeme vb. için) yapılacak, alınacak şeyleri karşılayabilecek miktarda olmak; yetmek; yeterli olmak; kâfi gelmek.

  12. 12

    {ağız}(Bitki için) gelişip büyümek; bitmek; üremek; ürün vermek; olgunlaşmak.

    [DS]

  13. 13

    (Çocuklar için) gelişimini tamamlayıp iş görebilecek duruma ve yaşa gelmek; büyümek.

  14. 14

    (Uzmanlık gerektiren işte çalışanlar için) iyi bir öğrenim görmüş, uzmanlaşmış olmak; deneyim kazanmış olmak; öğrenmek; gelişmek.

  15. 15

    Çocukluk ve gençlik yılları, herhangi bir sıkıntı, savaş vb. döneminde geçmiş olmak; o günleri görmüş, yaşamış, sıkıntısını çekmiş olmak.

  16. 16

    Tanınmış bir kimseyi ölmeden önce görmüş, tanımış ya da çocukluğu onun son günlerine denk gelmiş olmak.

  17. 17

    {eAT}Gelip çatmak; musallat olmak; ârız olmak.