279 madde
- a'nikelimee.Ar.Bundan anlaşılan şudur; yani.
- abangkelimee.Şart edatı; şayet; eğer.
- acebakelimee.Ar.bknz. acaba
- ahakelimee.“İşte orada!” anlamında halk arasında gösterme edatı; işte .
- ahacıkkelimee.“İşte, hemen oracıkta!” anlamında gösterme edatı.
- ahıkelimee.Kuvvetlendirme edatı.
- aleykelimee.Ar.Üzere; üstüne (zamirle birlikte kullanılır).
- amakelimee.Ar.Çelişkili ve zıt iki cümleciği birbirine bağlar; ancak; fakat; amma. «Görünüşü biraz bozuktur ama tadı güzeldir».
- ambakelimee.Ar.Ama.
- ankelimee.Ar.Bağlandığı kelimeyi zarf yapar.
- angkelimee.Hayır.
- angmıntınkelimee.Hatta.
- apkelimee.Olumsuzluk bildiren edat; her ne kadar; gerek; ister.
- arikelimee.Far.Evet.
- ayrukkelimee.eT.Başka; ayrı; diğer; gayri; maada.
- balikelimee.Far.Bari; keşke; hiç olmazsa; öyle ise.
- ballımkelimee.Far.Bari; keşke; hiç olmazsa.
- barikelimee.Far.Öyle ise.
- başedkelimee.Far.Olsun; olur ki; ola ki.
- başkimkelimee.Sanki.
- beanşartkelimee.Far.Şu şartla ki.
- belkelimee.Ar.Belki.
- belakelimee.Ar.Peki; hayhay; evet; öyle (yalnız “kālū-belā” sözünde geçer).
- belekimkelimee.Keşke.
- beleykimkelimee.Şayet.
- belîkelimee.Ar.Peki, hayhay, evet; bela.
- belkikelimee.Ar.Olabilir ki.
- belkileyimkelimee.Belki.
- benülekelimee.Benimle.
- berakelimee.Far.İçin; amacı ile; maksadıyla; dolayısıyla.
- beraykelimee.Far.İçin; amacı ile; maksadıyla; dolayısıyla.
- beskelimee.Far.Yeter; kâfi.
- besakelimee.Far.Pek çok; hayli; nice.
- besendkelimee.Far.Tamam; yetişir; yeter.
- besendekelimee.Far.bknz. besend
- bigikelimee.eT.Gibi.
- binaberkelimee.Bundan dolayı; bunun üzerine.
- binaberînkelimee.Ar.bknz. binaber
- birlekelimee. bağ.İle; birlikte; beraber. [Yüknekî]
- birlenkelimezf. e. bağ.İle; beraber; birlikte.
- birökkelimee.Yine de; ama bir de.
- bolakimkelimee.Belki; inşallah.
- bolaykikelimee.Belki; inşallah.
- bolaykimkelimee.bknz. bolayki
- cakkelimee.(Yönelme halindeki isimlerden sonra) kadar; değin; dek.
- cemikelimee.Ar.Hep; bütün.
- cerkelimee.Kendi başına bir anlamı olmayıp ancak başına getirildiği kelimelere pekiştirme görevi yapan edat.
- cıpkelimee.1. Pekiştirme edatı.
- cibkelimee.Eğer; şayet.
- cihetlekelimee.Gibi; için.