500+ madde
- damlamakkelimef.eT.Damla biçiminde tane tane düşmek.
- darkelimesf.eT.İçine alacağı nesneye oranla ölçüleri küçük olan.
- dar boğazdeyimİki çukurluğu birleştiren boğaz şeklindeki dar vadi.
- dār-ı fenādeyimGeçici kalınan yer.
- darakelimesf.Far.Çok tutan; tutağan.
- daralmakkelimef.Dar duruma düşmek; boyutları küçülmek; azalmak.
- darbekelimeis.Ar.Bir cismin başka bir cisme veya kişiye çarpması sonucu ortaya çıkan anî ve sert vuruş.
- darbelemekkelimef.Vurmak, çarpmak.
- dās-ı zerrîndeyimAltın orak.
- daşşaklıkelimesf.İğdiş edilmemiş hayvan.
- davakelimeis.Ar.hukBir hüküm ile hukukî korunmanın sağlanması için yargı organlarına yapılan başvuru.
- davul çalmakdeyimDavulun bir yüzüne tokmak, diğer yüzüne de çubuk ile vurmak suretiyle seslendirmek.
- dayanakkelimeis.Dayanılacak şey, güç; destek; mesnet, (1935).
- dayılıkkelimeis.Dayı olma durumu veya dayı olanın niteliği.
- debelenmekkelimef.Bir acının etkisiyle veya bir baskından kurtulmak için rastlantısal hareketlerde bulunmak; çırpınmak.
- Deccalkelimeis.Ar.(Özel isim olarak) kıyamet belirtilerinden olarak, kıyametin kopmasına yakın ortaya çıkarak insanları kandırıp peşinden sürükleyecek olan yalancı,…
- definekelimeis.Ar.Tesadüfen veya aramak suretiyle bulunan eski ve değerli eşyalar topluluğu.
- defne tacıdeyimZafer, başarı sembolü.
- değirmen taşıdeyimTanelerin ezilip un hâline gelmesini sağlayan yuvarlak taşlar.
- delicikelimesf.Delme işini yapan.
- delikli taşdeyimBoncuk.
- delirtmekkelimef.Birisinin delirmesine sebep olmak; çıldırtmak.
- delmekkelimef.eT.Delik açmak.
- dem-i teslîmdeyimSuskunluk.
- demevîkelimesf.Ar.Kanla ilgili.
- demirbaşkelimeis.Bir kurum veya kuruluşta uzun süreli kullanıldığı için bir kütüğe kaydı yapılarak eski görevliden yeni gelen görevliye tutanakla teslim edilen eşya,…
- demirleşmekkelimef.Demir duruma gelmek; demir özelliği göstermek.
- dengeltmekkelimef.Düzeltmek.
- denizkelimeis.Yeryüzünün çukurluklarını dolduran geniş ve tuzlu su kütlesi.
- denkkelimeis.eT.Yük hayvanlarının iki tarafına yükletilen yükün her biri; içi dolu çuval.
- depremkelimeis.eT.Yer kabuğunun belirli bir derinliğinde meydana gelen kırılma, çökme ve yanardağ patlamalarının sebep olduğu anî ve yıkıcı sarsıntılı hareket; yer…
- deprenmekkelimef.eT.Kıpırdanmak, hareket etmek; yerinden oynamak; sarsılmak.
- derāz-nefeskelimeUzun soluklu.
- derāz-zebānkelimeDili uzun; kavgacı.
- derebeyikelimeis.Sahip olduğu topraklar üzerindeki insanların kendi kölesi olduğunu kabul ederek yöneten kimse.
- derebeylikkelimeis.Derebeyi olma durumu.
- dergâh-ı mualladeyimBüyük kapı.
- derinkelimesf.eT.Dibiyle yüzeyi arasındaki uzaklık çok olan.
- derinlikkelimeis.Bir şeyin dibi ile yüzeyi arasındaki uzaklık.
- derisini yüzmekdeyimDerisini et ve kaslarından sıyırıp çıkarmak.
- derskelimeis.Ar.Öğretmen tarafından belli bir konuda ve belli süre içinde öğrencilere verilen bilgi.
- ders vermekdeyimÖğretici bilgileri aktarmak; ders işlemek; ders yapmak
- dersini almakdeyimMesleğinde pek çok örnekler görmüş olmak; iyice öğrenmek.
- derunkelimeis.Far.İç; içeri; iç taraf; dahil.
- dervazekelimeis.Far.Şehir ve kale kapısı gibi büyük kapı.
- dervāze-i nūşdeyimAğız.
- deryā-yı ademdeyimYokluk denizi.
- deryā-yı ahdārdeyimYeşil deniz.
- deryā-yı ahzārdeyimYeşil deniz.
- deryā-yı hāmiledeyimGebe deniz.