500+ madde
- ağırsamakkelimef.Birine istemediğini belli edecek şekilde soğuk davranmak.
- ağırsınmakkelimef.Bir işi ağır bulmak; ağır saymak.
- ağırşaklanmakkelimef.Ağırşaklı hâle gelmek, ağırşak takılmak.
- ağıştırmakkelimef.Üstü kapalı anlatmak; ima etmek.
- ağıtlamakkelimef.El kol ve vücut hareketleri ile karşısındakini sakındırmak.
- ağıtmakkelimef.Ölen kişinin iyiliklerini sayıp dökmek.
- ağıtmakkelimef.Hiç görmediği ve bilmediği bir çevrede şaşkınlıktan ve yol bilmezlikten dolayı kendinden geçmiş gibi çevreye bakınmak; hayranlıkla seyretmek.
- ağızlamakkelimef.Birine bir konuda talimat vermek, öğütte bulunmak.
- ağızlandırmakkelimef.Ağızlanmasını sağlamak; ağızlanmasına neden olmak.
- ağızlanmakkelimef.Ağıza almak.
- ağızlaşmakkelimef.Ağız durumuna gelmek.
- ağızlaşmakkelimef.Sözleşmek; anlaşmak.
- ağızlatmakkelimef.Keskinliği kaybolmuş bir kesici aleti bilemek.
- ağızlıklamakkelimef.Doğru yolu göstermek.
- ağızsılaşmakkelimef.Geniz sesi olmaktan çıkmak.
- ağlamakkelimef.eT.Bir acıdan, üzüntüden dolayı inleyerek, hıçkırarak veya göz yaşı dökerek duygularını açığa vurmak.
- ağlamakkelimef.Tarlayı çit ile çevirmek.
- ağlamsamakkelimef.Ağlamaklı olmak; ağlayacak gibi olmak.
- ağlanmakkelimef.Ağ sahibi olmak; ağ edinmek.
- ağlanmakkelimef.Bir şey veya biri hakkında ağlama eylemi yapılmak.
- ağlaşmakkelimef.Ağ durumuna gelmek; ağ oluşturmak; bir ağ oluşturacak şekilde birbirine bağlanmak.
- ağlaşmakkelimef.Birlikte ağlamak.
- ağlatmakkelimef.Birinin ağlamasına yol açmak.
- ağlazlamakkelimef.Mızıkçılık ederek ağlamaklı olmak.
- ağlazlanmakkelimef.Mızıkçılık etmek. [DS
- ağmakkelimef.eT.Su gibi akıp gitmek; kaymak.
- ağmaşmakkelimef.Yükselmek.
- ağnamakkelimef.eT.(Hayvanlar için) yere yatıp sırtını kaşımak; debelenmek, kıvranmak.
- ağnamakkelimef.Anlamak.
- ağrıcaklanmakkelimef.(Göz için) hastalanmak.
- ağrılanmakkelimef.Vücudunun herhangi bir yerinde ağrı belirmek.
- ağrımakkelimef.Vücudun herhangi bir yerinde rahatsız edici ağrı duymak; acımak; sancımak; sızlamak; ağrıya duçar olmak; burmak; burulmak; sancımak; zonklamak.
- ağrınmakkelimef.Birinin kırıcı davranışına gücenmek; alınmak.
- ağrıtmakkelimef.Vücudun bir parçasının ağrımasına sebep olmak, acıtmak.
- ağrıtmakkelimef.bknz. ağartmak
- ağulamakkelimef.bknz. ağılamak
- ağulanmakkelimef.bknz. ağılanmak
- aharlamakkelimef.Yıpranmış veya yüzeyi pürüzlü bir kâğıdı yazı yazılabilecek hâle getirmek için ahar sürerek parlatmak, kalemin kaymasını sağlamak üzere cilalamak.
- ahbunlamakkelimef.Toprağı gübrelemek; gübre dökmek.
- ahdarmakkelimef.Devşirmek; toplamak.
- ahenkleştirmekkelimef.Uyum sağlar hâle getirmek.
- ahırlamakkelimef.(Hayvanlar için) ahırda kapalı kalmak; bir süre ahırda tutulmak.
- ahırlanmakkelimef.Evcilleşmek.
- ahırlatmakkelimef.Hayvanı ahıra alıştırmak.
- ahırmakkelimef.Tükürmek; tükürük atmak.
- ahıtmakkelimef.Akıtmak.
- ahilenmekkelimef.Ahi gibi davranmak; ahilik etmek.
- ahitleşmekkelimef.Sözleşmek; antlaşmak.
- ahlamakkelimef.Sıkıntı ve üzüntü sebebiyle “Ah!” sesi çıkararak iç çekmek; göğüs geçirmek.
- ahmakkelimef.Akmak.