500+ madde
- alazdamakkelimef.Alevlenmek; yanmak.
- alazımakkelimef.(Yağmur, kar için) dinmek; hava açılmak.
- alazıtmakkelimef.(Yağmur, kar için) dinmek; hava açılmak.
- alazlamakkelimef.Aleve tutarak hafifçe üstten yakmak.
- alazlamakkelimef.Özentisiz ve baştan savma iş yapmak.
- alazlanmakkelimef.Alevde yanmak.
- alazlatmakkelimef.Alevde hafifçe yaktırmak.
- albasmakkelimef.Doğumdan sonra loğusa kadında ateşli bir hastalık belirmek.
- alçagırmakkelimef.Alçalmak; alçaklaşmak.
- alçagrıtmakkelimef.Alçaltmak.
- alçaklamakkelimef.Tahkir etmek.
- alçaklaşmakkelimef.Alçak duruma gelmek; alçalmak.
- alçalamakkelimef.Sindirmek; hakaret etmek; yenmek.
- alçaltmakkelimef.Uçan veya yüksekte bulunan bir şeyi aşağı seviyelere indirmek.
- alçılamakkelimef.Bir şeyin üzerine alçı sürerek kaplamak.
- alçılanmakkelimef.İçine alçı karıştırılmak.
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- aldanmakkelimef.Hataya düşmek; yanılmak.
- aldaşmakkelimef.Karşılıklı birbirini aldatmak.
- aldatılmakkelimef.Kendisine oyun yapılmak; kandırılmak.
- aldatmakkelimef.Hataya yöneltmek.
- aldırılmakkelimef.Aldırmak işi yapılmak.
- aldırmakkelimef.Birisine almak işini yaptırmak.
- aldırtmakkelimef.Birine aldırmak işini yaptırmak.
- aldurmakkelimef.Kaptırmak; aldırmak.
- alduzmakkelimef.Malını elinden aldırmak; soyulmak.
- alenileşmekkelimef.(Üzerinde gizliliği bulunan bir şey için) açıklanmak suretiyle herkes tarafından bilinir hâle gelmek; açıklık kazanmak.
- alevlendirmekkelimef.Tutuşturmak.
- alevlenmekkelimef.Alev çıkararak yanmaya başlamak.
- alganmakkelimef.Övülmek; ünlenmek.
- algasamakkelimef.Moğ.Korkutmak; ürkütmek.
- algıglamakkelimef.Aşağılamak.
- algılamakkelimef.Beş duyu vasıtası ile dışarıda olup bitenler hakkında bilgi edinmek; idrak etmek.
- algılanmakkelimef.Biri tarafından bir şey hakkında duyu organları yoluyla bilgi edinilmek.
- algılatmakkelimef.Birinin, duyu organlarını kullandırtarak bir başka şey hakkında bilgi sahibi olmasını temin etmek.
- algınlaşmakkelimef.Sağlığı bozulmak; güçsüz kalmak.
- algınmakkelimef.Kaybolmak.
- alhınmakkelimef.Bitmek; tükenmek; azalmak; eksilmek; kaybolmak.
- alıgelmekkelimef.Alıp gelmek; getirmek.
- alıgitmekkelimef.Alıp gitmek; götürmek.
- alıgsamakkelimef.Almak istemek.
- alıklamakkelimef.Kuzu ve koyunların yattıkları yerde pislik bulaşarak topak hâline gelen karın yünlerini kesmek; karın tüylerini kesmek.
- alıklamakkelimef.Zayıflamak; sararmak.
- alıklaşmakkelimef.Beklenmedik bir durum veya olay karşısında ne yapacağını bilememek; aptallaşmak; afallamak; şaşırmak.
- alıklaştırmakkelimef.Birini, ne yapacağını bilemez hâle getirmek; şaşırtmak.
- alıkmakkelimef.Alçalmak.
- alıkonulmakkelimef.Biri tarafından gitmesine engel olmak; zor kullanarak veya başka sebeplerle tutulmak.
- alıkoymakkelimef.Birini belirli bir süre için bir yerde tutmak.
- alılmakkelimef.Alınmak .
- alımsınmakkelimef.Alır gibi görünmek.