- boğuşmakkelimef.Birbirinin boğazına sarılarak kavga etmek.
- çakışmakkelimef.Üst üste getirildiği zaman biçim ve boyut bakımından denk ve eşit olmak; birbirine tam uymak.
- çekişmekkelimef.Bir şeyi uçlarından tutarak karşılıklı çekmek.
- dalaşmakkelimef.eT.(Köpekler için) boğuşup birbirini ısırmak.
- girişmekkelimef.Karşılıklı olarak birbiri içine girmek, karışmak.
- hâlleşmekkelimef.Karşılıklı birbirinin hâlini sorma; dertleşme; hasbıhâl etmek.
- kaynaşmakkelimef.Ayrılmayacak biçimde yapışmak; bitişmek; birleşmek.
- koklaşmakkelimef.Karşılıklı olarak birbirini koklamak.
- ölçüşmekkelimef.(Kişiler ve boyları için) birlikte ölçülmek; karşılaştırarak ölçmek; boylarını yan yana gelerek karşılaştırmak.
- paylaşmakkelimef.(İki ve daha çok kişi için) bir şeyi aralarında bölüşmek; pay etmek; üleşmek; o şeye belirli oranda ortak olmak.
- pençeleşmekkelimef.Pençe pençeye gelmek; birbirine pençe vurarak dövüşmek; birbirini pençeleyerek boğuşmak.
- savaşmakkelimef.Dövüşmek; çatışmak.
- sürtüşmekkelimef.Bir şeyin üzerine bir maddeyi birlikte sürmek, yaymak, bulaştırmak.
- takışmakkelimef.Karşılıklı olarak birbirine alay ederek takılmak.
- yanaşmakkelimef.Yan yana gelmek; yanlarını birbirine vermek.