500+ madde
- afrakelimeis.Ar.Bağırıp çağırma; etrafı korkutma.
- afra satmakdeyimÇalım satmak.
- afra tafradeyimÇalım; üstünlük taslayış; fiyaka; caka.
- afralıkelimesf.Afrası olan; çalımlı.
- afritkelimesf.Fr.Zevkle yaşanan.
- afşarkelimesf.İşini tez yapan.
- afşarıkelimeis.Bel bıçağı; kama.
- afşarsızkelimesf.Gelişigüzel.
- agakelimeis.Büyük erkek kardeş; ağabey; aka; .
- aga çıkarmakdeyimTemize çıkarmak.
- aga çıkmakdeyimTemize çıkmak.
- agız tüfegideyimBir tür eski tüfek.
- agızmakkelimef.[eAT, -ur] (Fasulye, nohut, mercimek gibi taneli şeyler için) akıtmak.
- aglamakkelimef.Ayıklamak; ayıklayarak temizlemek; aklamak.
- ağkelimeis.eT.İp, tel vs.den düğümlemek suretiyle göz göz yapılmış örgü; ince iplik örgüsü; ablatya; çolun; ırıp; ığrıp.
- ağkelimesf.Ak.
- ağ açmakdeyim(Kadınlar için) âdet sonrası hamama gidip temizlenmek.
- ağakelimeis.Moğ.Toplum ve aile içinde kendisine saygı duyulan erkek.
- ağacatkelimeis.Tabut.
- ağaç delendeyimAğaçkakan.
- ağaç göğsüdeyimKöknar ağacında biten ve yenen bir mantar türü.
- ağaç kabartandeyimIlık ilk bahar rüzgârı.
- ağaç kulakdeyimKara sabanın iki yanına takılan ve kazılan toprağı iki yana atan ağaç parçası.
- ağağbetkelimeis.Hayırlı son; iyi bitiş; akıbet.
- ağalkelimeis.Açığa yapılan ağıl.
- ağalamakkelimef.Zenginleşmek.
- ağalıkkelimeis.Ağa olma hâli.
- ağalık etmekdeyimBirine iyilik etmek, büyüklük gösterip cömertçe davranmak.
- ağantıkelimeis.Sütün üstünde toplanan kaymak.
- ağarankelimeis.Süt ve süt ürünleri.
- ağaranlıkkelimeis.Keçi, koyun gibi süt veren hayvanlar.
- ağargankelimesf.Rengi uçmuş; ağarmış; solmuş.
- ağarmakkelimef.Beyazlaşmak; aklaşmak; bembeyaz olmak; beyazlanmak; beyazlaşmak.
- ağartıkelimeis.Bir yerde veya eşya üzerinde beliren aklık; hafif beyazlık.
- ağartmakelimeis.Rengini açma işi.
- ağbaşkelimeis.Hastalık nedeniyle tanelerinin içi dolmayan, içlenmemiş buğday başağı.
- ağcakelimesf.Akça; biraz ak.
- ağdalanmakkelimef.Ağdalı duruma getirilmek.
- ağdalıkkelimesf.Ağda yapmaya ayrılmış olan.
- ağdıkkelimeis.Eksiklik; hata; kusur.
- ağdık ağdık konuşmakdeyimYüksek sesle, bağırarak konuşmak.
- ağdık boğazdeyimObur; pisboğaz.
- ağdık gelmekdeyimYüksek gelmek.
- ağdır çöğdür yürümekdeyimTopallayarak güçlükle yürümek.
- ağdırıkkelimesf.(Yük için) dengesiz; dengesi bozuk.
- ağdırıklıkelimesf.(Yük için) dengesi bozuk.
- ağdırmakkelimef.eT.(Yük için) yük hayvanlarında bir taraftaki yükün diğerinden daha ağır olması sonucu o tarafa doğru yatmak veya devrilmek.
- ağdırmakkelimef.eT.Bir destek veya serene bağlamak suretiyle yukarılara tırmanmasını sağlamak. «Asmaları çardağa ağdırdı.»
- ağı ağacıdeyimZakkum.
- ağı bardağıdeyimSinirli; aksi; titiz.