500+ madde
- adagödekelimezf.(İnsan ve hayvan vücudunda görülen şişlik için) aşırı derecede.
- adakkelimeis.Bir dileği gerçekleştiği takdirde yerine getirilmek üzere Allah’a verilen söz.
- adakkelimeis.Ayak [Yüknekî]
- adak etmekdeyimAdamak; vaat etmek.
- adaklamakkelimef.(Küçük çocuklar için) yürümeye başlamak; ilk adımını atmak.
- adaklıkelimesf.Adak adamış olan.
- adalamakkelimef.(Yağmur suları tarafından) bir yerin etrafını doldurarak ada hâline getirmek; ada görünümü vermek.
- adamlıkkelimeis.İnsana yakışır hâl ve hareket. «Bırak, adamlık sende kalsın.»
- adanatkelimeis.Yun.Ekin demetlerini kağnıya yüklemekte kullanılan üç çatal ağızlı araç.
- adarkelimeis.Olgunluk.
- adarkelimeis.Ar.Mart.
- adaşkelimeis.Dost; arkadaş; eş; yoldaş.
- addırıkkelimesf.Kahpe; orospu.
- addırmakkelimef.Bir sıvıyı fışkırtmak.
- adıkelimesf.Serseri; ahmak.
- adı bellideyimİyi.
- adı belli olmakdeyimBir şeyin miktar ve değeri bilinmek.
- adı çekilmekdeyim(Kadın veya kız için) hakkında olumsuz sözler söylenmek; adı kötüye çıkmak; dedikodusu yapılmak.
- adı yamandeyimAdının söylenmesinde sakınca görülen şeylerden söz edilirken kullanılır.
- adilimitkelimeis.Bir üzüm türü.
- adım sekitmekdeyimDurduğu yerden sıçrayarak uzaklaşmaya kalkışmak.
- adıma vurmakdeyimBir yeri adımlayarak ölçmek.
- adımını dek atmakdeyimTedbirli davranmak.
- adırkelimeis.Kürt.Ateş.
- adlamakkelimef.Ayıklamak.
- afacankelimesf.(Çocuk için) yerinde duramaz, zeki ve sevimli; yaramaz; haşarı; azgın; bastıbacak; haylaz; kuduruk; yumurcak.
- afakankelimeis.Sıkıntı; iç daralması; yürek oynaması; fenalık; hafakan.
- afakan tutmakdeyimKızmak; sinirlenmek; öfkelenmek.
- afalakelimeis.Yun.Yunus balığı.
- afalakkelimesf.İriyarı, sallapati adam.
- afanakelimesf.Yun.Hareketsiz.
- afarakelimeis.Ar.Ana ürün alındıktan sonra harman yerinde kalan taş, toprak ve saman karışımı artıklar.
- afaracıkelimeis.Harman yerindeki kalıntıları toplayan kişi; başakçı.
- afaralamakkelimef.Harman yerinde kalan taş, toprak ve kesmikli ürün kalıntısını toplamak.
- afarnakelimeis.Yun.Yunus balığı.
- afartmakkelimef.Abartmak.
- afgurmakkelimef.(Köpek için) havlamak.
- afkalamakkelimef.eT.Karıştırmak; alt üst etmek; kabartmak.
- afkalanmakkelimef.Sersem edilmek.
- afkınkelimeis.Erme.Gübre.
- afkınlamakkelimef.Toprağı gübrelemek; gübreyi toprağa karıştırmak.
- aflakçıkelimesf.Yalancı; düzenci.
- afrakelimeis.Ar.Bağırıp çağırma; etrafı korkutma.
- afra satmakdeyimÇalım satmak.
- afra tafradeyimÇalım; üstünlük taslayış; fiyaka; caka.
- afralıkelimesf.Afrası olan; çalımlı.
- afritkelimesf.Fr.Zevkle yaşanan.
- afşarkelimesf.İşini tez yapan.
- afşarıkelimeis.Bel bıçağı; kama.
- afşarsızkelimesf.Gelişigüzel.