369 madde
- necelerkelimezm.Birçokları; birçok kimseler; nice kişiler.
- negükelimezm.Soru zamiri; ne?
- negümekelimezm.Herhangi bir şey; bir şey; ne olursa.
- nemkelimezm.Her şeyim; neyim var neyim yoksa.
- nengkelimezm.Belirsizlik zamiri; herhangi biri.
- neningkelimezm.Neyin?
- nenüngkelimezm.Neyin?
- neresikelimezm.Hangi yanı veya organı.
- neyekelimezm.“Ne” soru zamirinin yönelme durumu.
- neyikelimezm.“Ne” soru zamirinin belirtme durumu.
- neyinkelimezm.Falan.
- niçelerkelimezm.bknz. niceler
- nicelerkelimezm.Nice kimseler; çok kimseler; birçokları.
- nostro-ekzm.Lat.“Bizim” anlamında kelime başlarına gelerek birleşik kelimeler yapar.
- nuruaynımkelimezm.Ar.Gözümün nuru; çok sevdiğim.
- nuruçeşmimkelimezm.Ar.Gözümün nuru.
- nurudidemkelimezm.Ar.Gözümün nuru.
- öbürkükelimezm.Öbürü; diğeri; öteki.
- öbürükelimezm.Sözü edilenden başka bir kimse veya nesne; bir önceki ya da bir sonraki; diğeri; öteki.
- ödkelimezm.Öz; kendi.
- ökkelimezm.Kendi.
- ökürekelimezm.Oraya; yanına.
- olkelimezm.Üçüncü teklik şahıs zamiri; “o”.
- olarkelimezm.Onlar.
- ollakelimezm.Oralar.
- onakelimezm.Üçüncü teklik kişi ve gösterme zamiri olan “o”nun yönelme durumu.
- ondakelimezm.Üçüncü teklik kişi zamiri olan “o”nun kalma durumu.
- ondankelimezm.Teklik üçüncü kişi zamiri olan “o”nun çıkma durumu.
- öndekelimezm.Orada.
- ongakelimezm.Onu.
- öngükelimezm.(Nesne için) o; elindeki; gösterdiğin.
- öngürdekelimezm.Orada; şurada.
- öngürdükelimezm.Önce gelen; önceki.
- öngürekelimezm.Ora; orası.
- öngürekelimezm.Orası; ora.
- öngürükelimezm.Ora; orası.
- önkürdekelimezm.Önde; orada.
- önkürekelimezm.Orada; şurada.
- onlarkelimezm.İşaret ve üçüncü teklik kişi zamiri olan “o”nun çokluk hâli.
- onukelimezm.Gösterme ve teklik üçüncü kişi zamiri olan “o”nun belirtme durumu.
- onunkelimezm.Gösterme ve teklik üçüncü kişi zamiri olan “o”nun tamlayan durumu.
- orakelimezm.Anlatana göre belli bir uzaklıkta olan ya da görünmeyen, dinleyence bilinen veya önceden bahsi geçtiği için hiç olmazsa duyduğu yer; o yer.
- ötekisikelimezm.Sözü edilenden başkası; iki taraftan biri; ötede bulunanı; diğeri.
- ötesikelimezm.Özü; gerçeği.
- ötevkelimezm.Öteki; öbür.
- öylelerikelimezm.O yaradılışta, o özellikte olanlar.
- özkelimezm.Dönüşlülük zamiri; kendi; bizzat özü; nefsi.
- özerikelimezm.Üstü.
- özikelimezm.Kendisi; kendileri.
- özükinkelimezm.Canını; özünü.