500+ madde
- bulaşkankelimesf.Değdiği yere hemen bulaşan ve bulaştığı yerden de zor temizlenen.
- bulutkelimeis.eT.Havanın üst katlarında, katı veya sıvı su damlacıklarının meydana getirdiği küme.
- bulutlanmakkelimef.Bulutla kaplanmak, örtülmek.
- burkulmakkelimef.Bir şey veya kimse üzerinde burkmak eylemi uygulanmak.
- burmakkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürerek bükmek; sarmak.
- burnunu çekmekdeyimSümüğünü genzine doğru çekmek
- burulmakkelimef.Ekseni etrafında döndürülmek; çevrilmek; bükülmek.
- burunkelimeis.eT.Solunum aygıtının en üst kısmını teşkil eden, üst dudakla alın arasında yer alan, yüzün en çıkıntılı kısmı, aynı zamanda koku alma organı.
- burunlukelimesf.Herhangi bir şekilde burnu olan (şey).
- buykelimeis.Far.Koku.
- buzlukkelimeis.eT.Yiyecek ve içecekleri bozulmaması için buz içinde saklamaya yarar kap, küçük dolap.
- bübükelimeis.Ar.Gözbebeği.
- bücürkelimesf.Ufak tefek, kısa boylu; bodur.
- bülbülkelimeis.Far.Sesinin güzelliğiyle tanınan, karatavukgillerden, vücudunun üst tarafı koyu alt kısmı açık, kuyruğu kızıl kahverengi, ötüşü çok berrak ve ahenkli,…
- bürudetkelimeis.Ar.Soğukluk.
- bürünmekkelimef.eT.Sarınmak, örtünmek, kaplanmak.
- bütkelimeis.Far.Put.
- büyücülükkelimeis.Büyü yapma sanatı.
- büyülemekkelimef.Büyü ile etki altına almak; büyü yapmak; sihir yapmak.
- büyülenmekkelimef.Kendisine büyü yapılarak etki altına alınmak.
- büyüleyicikelimesf.İnsanın kendini alamayacağı kadar olağanüstü çekici ve etkileyici; sihirli.
- büyültmekkelimef.Bir şeyi olduğundan daha büyük hâle getirmek; genişlik ya da büyüklük kazandırmak.
- büyütmekkelimef.Hacim veya alanca daha fazla duruma getirmek; genişletmek.
- ca'd-ı şütürdeyimDeve kıvırcığı.
- cam gözdeyimGözü takma olan.
- cambazkelimeis. sf.Far.Canıyla oynayan.
- cambazlıkkelimeis.Cambazın yaptığı iş; akrobatlık.
- cāme-i mūyîdeyimKıllı elbise.
- canbazkelimesf.Far.Canıyla oynayan; akrobat.
- candarmakelimeis.İt.Yurt içinde genel güvenliği sağlamak, kamu düzenini korumak, yasa ve nizamların uygulanması ile ilgili hükümet emirlerinin yerine gerilmesini…
- canlılıkkelimeis.Canlı olma durumu.
- canrübakelimesf.Far.Can alan; gönül kapan.
- carihkelimesf.Ar.Yaralayan; yara açan.
- caykelimeis.Far.Yer; mekân.
- cāy-i meşakkatdeyimSıkıntı yeri.
- ceberutkelimeis.Ar.Aşırı büyüklük.
- cedelgâhkelimeis.Ar.Çekişme yeri.
- cefā-pîşekelimeEziyet etmeyi, sıkıntıya sokmayı huy edinmiş; zalim.
- cehennemkelimeis.İbra.Günahkârların öldükten sonra ahrette cezalarını çekmek üzere gidecekleri yer; tamu.
- celeplikkelimeis.Kesimlik hayvan ticareti.
- cellatkelimeAr.Çok kırbaç vuran.
- cenderekelimeis.Far.Baskı; sıkma; sıkıştırma; tazyik.
- cennetkelimeis.Ar.Bahçe; güzel bahçe.
- cephanekelimeis.Moğ.Ateşli silahların kullanılabilmesi için gerekli olan mermi, barut hakkı, füze, kapsül gibi malzemelerin bütünü.
- ceradkelimeis.Ar.Çekirgeler.
- cereyankelimeis.Ar.Bir yöne doğru akma; akış; akıntı; akım.
- cerhkelimeis.Ar.Yaralama.
- cevher-i ferddeyimBir maddenin bölünmez en küçük parçası; atom.
- cıngılkelimeis.Asma kütüğünden üzüm salkımları elle eklem yerinden koparıldıktan sonra o eklem yerine bitişik küçük bir sap üzerinde kalan birkaç taneli üzüm…
- cıngıllıkelimesf.Süslü.