500+ madde
- agaclamakkelimef.Sopa ile dövmek; dayak atmak.
- ağaçlandırılmakkelimef.Ağaç dikilerek yeşillendirilmek.
- ağaçlandırmakkelimef.Boş ve çıplak araziyi, yol ve bahçe gibi yerlere ağaç dikerek yeşillendirmek.
- ağaçlanmakkelimef.Ağaçlı hâle gelmek, ağaçlarla donanmak.
- agaclanmakkelimef.Sopa ile dövülmek; dayak atılmak; dayak yemek.
- ağaçlaşmakkelimef.Ağaç hâline gelmek.
- ağalamakkelimef.Zenginleşmek.
- ağalanmakkelimef.Böbürlenip caka yapmak; ağalık taslamak.
- ağarmakkelimef.Beyazlaşmak; aklaşmak; bembeyaz olmak; beyazlanmak; beyazlaşmak.
- agarmakkelimef.Beyazlamak.
- ağartmakkelimef.Ağarmasını sağlamak, beyazlatmak.
- agazlamakkelimef.Söylemek.
- ağdalandırmakkelimef.Bir tatlının şerbetini ağdalı hâle getirmek.
- ağdalanmakkelimef.Ağdalı duruma getirilmek.
- ağdalanmakkelimef.Ağda bulaşmak.
- ağdalaşmakkelimef.(Tatlı ve şerbet için) kaynatma sırasında koyuluğu artarak ağda hâline dönüşmek.
- ağdalaştırmakkelimef.Tatlıların şerbetini bilerek koyulmak suretiyle ağda durumuna getirmek.
- agdarmakkelimef.Altını üstüne getirmek; aktarmak.
- agdınmakkelimef.Kalkmak; kalkınmak; yükselmek.
- agdırmakkelimef.Yukarı çıkarmak; yükseltmek; kaldırmak.
- ağdırmakkelimef.eT.(Yük için) yük hayvanlarında bir taraftaki yükün diğerinden daha ağır olması sonucu o tarafa doğru yatmak veya devrilmek.
- ağdırmakkelimef.eT.Bir destek veya serene bağlamak suretiyle yukarılara tırmanmasını sağlamak. «Asmaları çardağa ağdırdı.»
- agdurılmakkelimef.Yukarı çıkarılmak; yükseltilmek.
- agdurmakkelimef.Yukarı çıkarmak; yükseltmek; kaldırmak.
- agılamakkelimef.Ağlamak.
- ağılamakkelimef.Zehirlemek.
- ağılanmakkelimef.Zehirli olduğunu bilmediği bir şeyi yiyip içmek suretiyle zehirlenmek.
- ağılatmakkelimef.Zehirleme işini bir başkasına yaptırmak.
- ağıllamakkelimef.Sürüyü sağmak üzere ağıla kapamak.
- agıllanmakkelimef.(Ay için) hâlelenmek; harmanlanmak.
- ağıllanmakkelimef.(Sürü için) toplanarak ağıla girmek.
- agımakkelimef.Püskürtmek.
- agınamakkelimef.Arkası üstü yere sürünmek; debelenmek; ağnamak; yuvarlanmak.
- agınanmakkelimef.Yukarı çıkmak; yükselmek; ağmak.
- agındırmakkelimef.Yukarı çıkartmak; yükseltmek.
- agınmakkelimef.Yukarı çıkmak; yükselmek; ağmak.
- ağınmakkelimef.Yukarı çıkmak; yükselmek.
- ağınmakkelimef.(At ve eşek vb. için) çayırlık veya yumuşak topraklı yerlerde yatıp yuvarlanmak suretiyle sırtını kaşımak; ağnamak.
- ağınmakkelimef.Açlıktan ölmek.
- agırılmakkelimef.(Boru için) yüksek sesle çalınmak.
- agırınmakkelimef.Sızlamak; hafifçe ağrımak.
- agırlalmakkelimef.İkram olunmak.
- agırlamakkelimef.Ağırlamak; saygı göstermek; saymak; ihtiram ve itibar etmek; ikram ve ihsanda bulunmak; ululamak; yüceltmek.
- ağırlamakkelimef.Misafire itibar edip ikramda bulunmak; eğlendirmek; ikram etmek; izaz etmek; kabul etmek; konuk etmek; konuklamak; misafir etmek; ululamak.
- agırlanmakkelimef.İkram edilmek; ağırlanmak; saygı gösterilmek; ululanmak; yüceltilmek.
- ağırlanmakkelimef.Ağırlamak işi uygulanmak.
- ağırlaşmakkelimef.Ağırlığı artmak.
- ağırlaştırmakkelimef.Ağır hâle getirmek; ağırlaşmasına sebep olmak.
- agırlatmakkelimef.Ağırlatmak; hürmet ettirmek; saydırmak.
- ağırlatmakkelimef.Ağırlanmasını sağlamak.