- kerekikelimeis.Ar.Aba.
- kerelkelimeis.Koyun yatağı; ağıl; ahır.
- keremkelimeis.Killi toprak.
- kereykelimeis.Sarp kayalık.
- kergikelimeis.Çevresine tahta, taş vb. konularak tohum ekmek için hazırlanan fidelik; tahta.
- kerintikelimeis.Erme.Tırpan.
- keritkelimeis.Islak; tavlı toprak.
- kerskelimeis.Harmanda dövülmeyip kalan ekin sapı; kes.
- kersenkelimeis.Far.Ahşap tekne.
- kertelmekkelimef.Odanın baş köşesine gururla yan gelip oturmak; kurumlanarak oturmak.
- kertilkelimeis.İnişli çıkışlı yol.
- kertlezkelimeis.Ufuktaki iniş ve çıkışlar.
- kertmenkelimeis.Yamaçlardaki merdiven basamağı şeklinde olan yer; seki; teras.
- kesdekkelimesf.Kısa; bodur.
- kesekeskelimezf.Kesin olarak; kesin.
- keşgerekelimeis.Far.Teskere.
- kesikelimeis.İcar; iltizam.
- keşikkelimeis.Moğ.Sıra; nöbet.
- kesitkelimesf.Öksüz; kimsesiz.
- kesmikkelimeis.İri saman.
- kestelkelimeis.Dokumada çözgü ipliği.
- kestilkelimeis.Çözgü ipliği.
- ketlezkelimeis.Basık burun.
- kevgikelimeis.Romatizma.
- kevikkelimeis.Tütün hevenklerini veya bazı şeyleri asmak için ağaçtan yapılmış çengel.
- kevşirikkelimeis.Meyve posası; rüsup.
- kezkelimeis.Sahip; malik.
- kezentikelimesf.Çok gezen; işsiz; serseri.
- telembekelimeis.Üzerine tuz ekilerek ağzı kapalı bir kap içerisinde çalkalanarak bekletildikten sonra yenilen yeşil erik.
- telemekelimeis.Tam peynir hâline gelmemiş kazein çökeltisi; süt pıhtısı; yumuşak ve tuzsuz peynir.
- telesimekelimeis.Telesimek eylemi.
- telesmekkelimef.Kaygı ile acele etmek; ivmek; sabırsızlanmak.
- teltikkelimesf.eT.Karışık; yanlış; dolaşık; engelli.
- teltikkelimesf.Kılı kırk yaran; titiz.
- temekcikkelimeis.Ocak bacası.
- temelkelimeis.Duvar görünümü verecek kadar sık böğürtlenlik.
- temenkelimeis.Yun.Mısır sapı ve çimen yığını.
- temşekkelimesf.(Çocuk için) yılışık; geveze.
- tencikelimeis.İmece ile iş gören ırgat.
- tunçkelimeis.Açıkken birdenbire bulutalnan hava.
- yeşikelimeis.Bir at donu; koyu al.