455 madde
- ilkelimeis.Barış durumu; barış.
- ilgerükelimezf.Doğuda; doğuya doğru.
- iligkelimeis.Hükümdar; kral; hakan.
- ilkikelimesf.Birinci; ilk önce; ilk olan; başlangıç; baş; birinci; önceki.
- illemekkelimef.Devlet kurmak.
- illigkelimesf.Devleti olan; devletli; bağımsız.
- ilteberkelimeis.Hükümdara bağlı yüksek devlet memuru rütbesi; genel vali.
- ırakkelimesf.Uzaklaşmış; uzaktaki;
- irkinkelimesf.İrkilen; biriken.
- irmekkelimeyard. f.bknz. ermek
- irtürmekkelimef.Ulaştırmak; eriştirmek; vardırmak.
- ışbarakelimeis.Sansk.Yüksek bir unvan; yüksek bir rütbe.
- işgitikelimeis.İpekli kumaş; diba.
- ıtkelimeis.Köpek.
- itgüçikelimesf.Yapan; eden; inşa eden; yaratan.
- itinmekkelimef.Kendine çeki düzen vermek; kendini düzene sokmak; süslenmek; hazırlanmak; sürünmek.
- itmekkelimef.Düzene sokmak; düzenlemek; tanzim etmek; hazırlamak.
- kagankelimeis.Kağan; hakan; hükümdar; hakan.
- kaganlamakkelimef.Kağan yapmak.
- kaganlıgkelimesf.Hakanı olan; kağanlı; kağanı olan; bağımsız.
- kagansıramakkelimef.Kağansız olmak; kağansız kalmak
- kagansıratmakkelimef.Hakansız bırakmak; kağansız bırakmak.
- kalıngkelimeis.Başlık parası; kadına verilen başlık.
- kalısızkelimezf.Tümüyle; tamamıyla; geride kalmaksızın; tamam kalıntısız.
- kalmışkelimesf.Kalan; kalanlar; kalmış olanlar.
- kamagkelimezm.Far.(Belirsizlik zamiri) hep; tüm; bütün; hepsi; her şey.
- kamşagkelimesf.Sarsıntılı; sarsılmış; sallantılı;
- kamşatmakkelimef.Titretmek; depretmek; hareket ettirmek; sarsmak; sallamak; sallatmak
- kangkelimeis.Baba.
- kanıkelimezf.Hani; nerede? [Yüknekî]
- kantankelimezf.Nereden?
- kapıgkelimeis.Kapı.
- katıgdıkelimezf.Sıkıca; iyice; adamakıllı; sağlamca.
- katunkelimeis.Soğd.Hakanın eşi; hatun; melike; kadın; kraliçe; kağan eşi.
- kazganmakkelimef.Kazanmak; başarmak; elde etmek. [Yüknekî]
- keçmekkelimef.Geçmek. [Yüknekî]
- kedimligkelimesf.Giyimli; kuşamlı; elbiseli.
- kelingünkelimeis.Gelinler.
- kelmekkelimef.Gelmek. [Yüknekî]
- kelürmekkelimef.Getirmek.
- kemkelimezm.Soru zamiri; kim.
- kendükelimezm.Kendi; kendisi; özü; zat; nefis.
- kerekülügkelimesf.Çadırlı.
- kergekkelimeis.Gerek; ihtiyaç; lazım lüzum; gereken şey.
- kergeksizkelimesf.Gereksiz; lüzumsuz.
- kiçigkelimesf.Geç kalan; sonra gelen; sonrakiler.
- kigürmekkelimef.Girdirmek; içeri sokmak; sokmak.
- kikşürmekkelimef.Birine kızmak; hiddetlenmek; öfkelenmek.
- kılınmakkelimef.Kılmak eylemi yapılmak.
- kılınmamakkelimef.Yaratılmamak.