385 madde
- alangkelimesf.Zayıf; arık.
- antırdınkelimezm.Oradan.
- başgankelimeis.Başkan; reis.
- bekermekkelimef.Pekişmek; sertleşmek.
- beklelmekkelimef.Beklenmek.
- belgürtmekelimeis.Gösteri.
- belgütmekkelimef.Göstermek; sergilemek.
- belingdekkelimesf.Korkunç; korkutucu.
- bengkelimeis.Kuş yemi.
- bengikelimeis.Beyin.
- bengiligkelimesf.Sevinçli.
- bengizlenmekkelimef.Yüzüne kan gelmek; benzi düzelmek.
- bengizligkelimesf.Güzel.
- berturmakkelimef.Verdirmek; vermesine sebep olmak.
- beryekelimezf.Bu yana; bu tarafa.
- beryekikelimezf.Güneydeki.
- bikelimeis.Çin.Çakı; bıçak.
- bilegüsüzkelimesf.Bilenmemiş; keskinleştirilmemiş.
- bilerzüvkelimeis.Bilezik.
- bilgelenmekkelimef.Bilir görünmek; bilgelik taslamak.
- bilikkelimeis.Fitil.
- biliklikkelimesf.Fitillik.
- bırkırmakkelimef.(At ve eşek için) burnundan hapşırık şeklinde ses çıkartmak.
- bistekkelimeis.Fitil.
- bitkürmekkelimef.(Rica, istek vb. için) yerine getirmek.
- biyikkelimesf.Büyük.
- bödigkelimesf.Oynayan; zıplayan; dans eden.
- bögkelimeis.Aşığın sırtının, tümsek kısmının oyunda yukarı gelmesi durumu; çik bök.
- bogaykelimeis.Alçak; kısa.
- böglünmekkelimef.(Yürümekte olan askerî birlik ya da akarsu için) durgunlaşmak; önü kapanmak; büğenmek; birikmek; toplanmak.
- bogmaklamakkelimef.Düğmelemek; iliklemek.
- boguzlamakkelimef.Boğazlamak; kesmek.
- bohsamakkelimef.Bir işi istemeyerek kabul etmek; kerhen yapmak.
- bokdamkelimesf.Boka benzer; bok gibi.
- böksegkelimeis.Göğüs; meme.
- bokukkelimeis.Hekim.
- bokuklanmakkelimef.Tomurcuklanmak.
- bokunkelimeis.(Bodun sözcüğü ile birlikte kullanılır) halk birliği; oymak.
- boluglugkelimesf.Varlık; var oluş.
- boluşkelimeis.Sözle yardım; yardım.
- borkelimeis.Fırtına; bora.
- borbaşkelimesf.Gevşek; tembel; uyuşuk; ham.
- borbaşmakkelimef.Karışmak; dolaşmak.
- bortakelimeis.Altın kırıntıları.
- bortalamakkelimef.Altın yaprakları ile süslemek.
- bortalanmakkelimef.Altın yaprakları ile süslenmek. [DTL]
- bösgeçkelimeis.Çörek. [DTL]
- böşgelkelimeis.İnce ekmek; yufka ya da pide.
- boşgunmakkelimef.Öğrenmek; okumak.
- boşgutkelimeis.Öğüt; nasihat; talimat.