- agırlamakkelimef.Ağırlamak; saygı göstermek; saymak; ihtiram ve itibar etmek; ikram ve ihsanda bulunmak; ululamak; yüceltmek.
- agnatmakkelimef.Hayvanın debelenmesini sağlamak; debelendirmek.
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- arturmakkelimef.Arttırmak; fazlalaştırmak; çoğaltmak; büyütmek. [Yüknekî]
- aşatmakkelimef.Yedirmektattırmak; doyurmak; yedirip içirmek; .
- ayıtmakkelimef.Sormak.
- bagdamakkelimef.Güreşte sarmaya almak; ayak yakalamak; çelme vurmak.
- beglemekkelimef.Bey saymak; bey olarak adlandırmak; beyliğe, emirliğe kabul etmek.
- bekitmekkelimef.Sağlamlaştırmak; pekitmek; katılaştırmak; tahkim etmek.
- berkitmekkelimef.Sağlamlaştırmak, (1935).
- bügmekkelimef.Moğ.Eğmek; bükmek.
- ırgamakkelimef.Sallamak; ırgalamak; sarsmak; yerinden oynatmak; kımıldatmak.
- kakıtmakkelimef.Kızdırmak; canını sıkmak.
- kargamakkelimef.İlenmek; lanet etmek; beddua etmek; lanetlemek.
- karıtmakkelimef.Kocatmak; ihtiyarlatmak.
- katurmakkelimef.Katılaştırmak; pekleştirmek.
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.
- kurımakkelimef.Kurumak.
- kuşlamakkelimef.Kuş avlamak; kuş yakalamak.
- küymekkelimef.Beklemek; gözetmek; gütmek; birinin yolunu gözlemek; durmak; gözlemek; gütmek; sabretmek. [Yüknekî]
- ohşatmakkelimef.Benzetmek.
- okımakkelimef.Ok üzerine çentik atarak haber göndermek; davet etmek; çağırmak; davet etmek.
- okıtmakkelimef.Okutmak; çağırtmak.
- örklemekkelimef.İple sıkı sıkıya bağlamak.
- ötmekkelimef.Geçmek; arasından geçmek; bir şeyden geçerek ulaşmak; aşmak.
- saçulamakkelimef.Saçaklamak; saçak yapmak.
- semritmekkelimef.Kendini semirtmek; semizlenmek.
- sormakkelimef.Emmek; içine çekmek; suyunu vb. içmek.
- sözlemekkelimef.Söylemek; açıklamak; telaffuz etmek; konuşmak.
- tadurmakkelimef.Tattırmak.
- tağlamakkelimef.(Hayvanları) dağlamak; markalamak.
- tanglatmakkelimef.Şaşırtmak; hayrete düşürmek.
- tapşurmakkelimef.Tapşırmak; ulaştırmak; teslim etmek; tembih etmek.
- tirgürmekkelimef.Canlandırmak; ihya etmek; diriltmek; hayatta tutmak.
- tonatmakkelimef.Giydirmek; donatmak; süslemek.
- ündemekkelimef.Çağırmak; ünlemek; seslenmek.
- ürmekkelimef.Kabartmak; üfleyerek şişirmek; üflemek.
- uşatmakkelimef.Ufaltmak; parçalamak.
- üzmekkelimef.Kırmak; çeke çeke koparmak; kesmek; parçalamak; delmek; bozmak; uzaklaştırmak; mahvetmek; yok etmek.
- yapturmakkelimef.Kapattırmak; yaptırmak.
- yaşurmakkelimef.Örtmek; gizlemek; saklamak.
- yengmekkelimef.Yenmek; alt etmek.
- yırmakkelimef.Yırtıp ayırmak; yirmek.
- yirmekkelimef.Bir şeyi uzunlamasına kolayca ayırmak, yarmak; yirmek; dilmek.
- yitürmekkelimef.Kaybetmek; elden çıkarmak; yitirmek.
- yortmakkelimef.Dört nala koşturmak; tırıs gitmek.
- yoymakkelimef.Yok etmek.
- yüğürtmekkelimef.eT.Koşturmak.
- yülütmekkelimef.Tıraş ettirmek.