- tutikelimeis.Far.Bir cins papağan; dudu kuşu.
- tutiyakelimeis.Ar.Çinko.
- Türkîkelimesf.Türklerle ilgili; Türklere ait.
- Uçmakkelimeis.(Eski Türk inanışına göre öldükten sonra ruh göğe yükselirdi.) Cennet.
- udkelimeis.Ar.Odun; ağaç.
- uskelimeis.Akıl.
- uşacukkelimesf.Çok küçük; küçücük.
- uşakkelimesf.Küçük; ufak.
- uvacukkelimesf.Ufacık; küçücük.
- üsküfkelimeis.Yun.Başlık; serpuş.
- üzmekkelimef.Kırmak; çeke çeke koparmak; kesmek; parçalamak; delmek; bozmak; uzaklaştırmak; mahvetmek; yok etmek.
- yakukelimeis.Yakı.
- yalanguzkelimesf.Yalnız.
- yaradılmışkelimesf.Yaratılmış her şey; yaratık; mahlukat; kâinat.
- yarındasıkelimezf.Ertesi gün.
- yastukkelimeis.Yastık.
- yaşılkelimesf.Yeşil.
- yaşıllıkkelimeis.Yeşillik.
- yavrıkelimeis.Yavru.
- yeldürmekkelimef.Koşuşturmak.
- yelekkelimeis.Kuş kanadının sert ve büyük tüyü; kalemli tüy; telek.
- yelimkelimeis.Tutkal; tüy veya tüye benzer şeyler yapıştırılan tutkal; ökse; zamk; çiriş.
- yengkelimeis.Elbise kolunun el üstüne gelen kısmı; yen.
- yesirkelimeis.Ar.Esir; tutsak.
- yılduzkelimeis.Yıldız.
- yiyesikelimeis.Yemek; yiyecek.
- yiyikelimeis.Koku.
- yumakkelimef.Yıkamak; temizlemek; kaldırmak.
- yumurdakelimeis.Yumurta.
- yüzerlikkelimeis.Üzerlik otu, (Peganum harmala).