500+ madde
- dölekkelimesf.eT.Sükûn ve asayiş içinde; itaatli; sakin; huzurlu.
- dom yüreği oynamakdeyimMetanetli yüreği oynamak.
- donanmakkelimef.eT.Kendi kendini giydirmek; giyinmek; süslenmek.
- donatmakkelimef.eT.Birinin giyim ve kuşamı için gerekli olan şeyleri sağlamak; giydirmek.
- dönmekkelimef.eT.Ekseni etrafında daire çizecek şekilde hareket etmek; dolanmak; devretmek.
- donuz damıdeyimDomuz ahırı.
- donuz şölenlideyimZiyafetlerinin baş yemeği domuz eti olan.
- doymakkelimef.eT.(Hararet için) tahammül etmek; dayanmak; katlanmak.
- doyumkelimeis.Doyma, kanma; yeter görme.
- dudakları tebsermekdeyimHararetten dudakları kabarmak; kuruyup çatlamak; uçuklamak.
- dügmekelimeis.eT.Düğme; kopça.
- dügünkelimeis.eT.Düğün.
- dulımkelimeis.eT.Şakak.
- dulumkelimeis.eT.Şakaktaki zülüf; turra; kâkül.
- dulumundan ağarmakdeyimŞakakları ağarmak; şakaklarına ak düşmek.
- dümkelimesf.eT.Bütün; tamam; tam; baştanbaşa.
- dünlükkelimeis.eT.Pencere.
- düpkelimeis.eT.Merkez; orta.
- düpe depmekdeyimMerkeze saldırmak; orta yere at sürmek.
- dürişdürmekkelimef.Derleyip toplamak.
- dursunmakkelimef.Korku, çekinti yüzünden duraklamak.
- engşeşmekkelimef.İçini çekerek ağlamak; hazin hazin ağlamak.
- enikkelimeis.eT.Kedi köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu; et yiyen hayvanların yavrusu; encik. [Burhan-ı Katı’]
- erçelkelimesf.Ar.Hırçın; huysuz; yaramaz.
- fakıkelimeis.Ar.Hoca; müezzin.
- fi'lkelimeis.Ar.bknz. fiil
- gelimlü gidimlüdeyim(Yer, dünya için) gelinip gidilen; sürekli kalınamayan.
- gızıldamakkelimef.Gıcırdamak.
- içitkelimeis.İçilecek şey; içecek.
- ıldırımkelimeis.Yıldırım.
- ıldızkelimeis.Yıldız.
- ılgamakkelimef.Atlarla hücum etmek.
- ılgarkelimeis.At ile yapılan akın; düşman üzerine hücum; atlı saldırı; akın; hücum.
- ılkıkelimeis.bknz. yılkı
- ılkıcıkelimeis.bknz. yılkıcı
- ınakkelimeis.Dost; arkadaş.
- ırakkelimesf.Uzaklaşmış; uzaktaki;
- ısırmakkelimef.Sokmak.
- ısmarlamakkelimef.Far.Bir şeyin getirilmesini veya yapılmasını bir başkasına söylemek; sipariş vermek; .
- ışukkelimeis.Demir başlık; miğfer; tolga.
- kabakelimesf.eT.Kalın olan; ince olmayan.
- kabarmakkelimef.Ağırlığı artmadan hacmi genişlemek, büyümek; şişmek.
- kaburgakelimeis.Moğ.Göğüs kafesini meydana getiren yassı ve uzun kemiklerin her biri; eğe.
- kabzakelimeis.Çadır kapısı.
- kaçkelimesf.eT.Herhangi bir şeyin sayısını veya sayı ile ölçülebilen değerlerini öğrenmek için kullanılan soru sıfatı.
- kaçankelimezf.Ne zaman; ne vakit? [Yüknekî]
- kaçmakelimeis.Uzaklaşma, uzak durma eylemi.
- kaçmakkelimef.Bulunması gereken bir yerden zor kullanarak veya hileyle ayrılmak; firar etmek.
- kadınkelimeis.Dişi cins insan; bayan; hanım.
- kadunkelimeis.Soğd.bknz. Kadın