- (bir şeyin) kefcisi olmakdeyimO şeye fena tutulmak; alışmak; tiryakisi olmak.
- kafderkelimeis.İhtiyar kadın; moruk.
- kahan etmekdeyim. Yabancı otları temizlemek.
- kakalamakkelimef.Bir kimseyi sürekli itip çekiştirmek; rahatsız etmek.
- kakartkelimeis.Gaga
- kakaşkelimeis.(Islak çamaşır için) soğuktan donarak kaskatı olma.
- kakaşlanmakkelimef.Kışın dışarıya asılmış ıslak çamaşır için) donmak; katılaşmak.
- kakılmakkelimef.İtilerek bir yere sokulmak; saplanmak; çakılmak.
- kakmakkelimef.Vurmak; hafifçe vurmak; çalmak.
- kalkelimesf.Olgunlaşmamış.
- kaliferkelimeis.Fr.Kalorifer düzeneği; merkezî ısıtma.
- kalınkelimeis.eT.Eski Türklerde kız kaçıran oğlan tarafının kızın boyuna barışmak amacıyla verdiği mal.
- kalışkelimeis.bknz. kalıç
- kaliyhkelimeis.Erme.Eski ayakkabı.
- kaliyhmankelimeis.Arandığında yerinde bulunamayan kimse.
- kalloşkelimeis.Fr.Mest üzerine giyilen ayakkabı.
- kalpahkelimeis.Kalpak.
- kamçırkelimeis.Zorla alınan para; rüşvet.
- kankelimeÇıkıntılı pervaz.
- kapıcınakelimesf.(Hayvan için) zamanından önce doğurmuş olan.
- kapiyhkelimeis.Rus.Değersiz para.
- kargınkelimeis.eT.Eriyen buz parçaları ile suların meydana getirdiği akarsu; ilkbahar selleri.
- karıhkelimeis.eT.Göz ağrısı.
- karıh olmakdeyimKara bakmaktan gözleri ağrımak.
- kaşkelimeis.eT.Dik, sarp ve yalçın kayalık.
- kasakelimeis.İt.Para, kıymetli evrak ve değerli eşyaları korumaya yarayan, çelikten yapılmış özel kilitleme ve şifre düzeni bulunan dolap veya kutu.
- kasa kimindeyimKasa gibi; çok sağlam.
- kaşanmakkelimef.(Hayvanlar için) kaşağı ile tımar edilmek.
- kasbarkelimesf.Erme.Çok cimri; kazandığını yemeyen.
- kasgavarkelimeis.Tandır dibine konulan düz taş.
- kasgırkelimeis.Çoban köpeği.
- katiliyhkelimeis.Rus.Sefer tası.
- kavkelimeis.Kuruntu; boş kibir.
- kavlıkkelimeis.Kibirlilik; burnu büyüklük.
- kaybanakelimeis.Ar.Ölmüş bir kimsenin geride bıraktığı sahipsiz mal, eşya vb.
- kaysahkelimeis.bknz. kaysak
- kaysahlanmakkelimef.bknz. kaysaklanmak
- kaysakkelimeis.Yaranın üzerinde oluşan kabuk.
- keçimkelimeis.Geçim.
- keçinmekkelimef.Geçinmek.
- kefkelimeis.Ar.Keyif.
- kefcikelimesf.Tiryaki; keyifçi.
- kefiyekelimeis.Ar.Arap erkeklerinin kullandığı, kenarları püsküllü, omuzları örtecek kadar geniş baş örtüsü.
- keflenmekkelimef.Keyiflenmek; sevinmek; neşelenmek.
- kefniyhkelimeis.Şekil; biçim.
- kefsizlemekkelimef.Hastalanmak.
- kehgekelimeis.Simit.
- kehrizkelimeis.Far.Evlerde yıkanma yeri.
- kelecoşkelimeis.Doğranmış ekmek veya yufka üzerine kavurma ve yağsız peynir dökülerek yapılan bir yemek.
- kellekelimeis.Far.Baş; kafa.