500+ madde
- anarıkelimesf.eT.Çabuk; tez.
- anarıberikelimeis.eT.Bir özelliği olmayan eşya; öteberi; bayağı eşya.
- anarlakkelimezf.eT.Biraz ötede.
- anarukelimezf.eT....-den beri; ..-den doğru.
- anarurakkelimezf.eT.Daha ötede.
- ancakelimezf.eT.En çok.
- ançakelimezf.eT.Ancak.
- ancagkelimezf.eT.bknz. ancak
- ancakkelimezf.eT.Yalnızca; yalnız; sadece.
- andkelimeis.eT.Ant; yemin; ahit; söz verme.
- andaçkelimeis.eT.Hatırlanmak üzere verilen eşya; yadigâr; hatıra; anmalık; bergüzar; suvenir.
- andagkelimezf.eT.Böylece; bu suretle; böyle; o kadar.
- andagıkelimezf.eT.Oradaki; o yerdeki; ondaki.
- andekikelimezf.eT.Oradaki.
- andızkelimeis.eT.Akdeniz bölgesinin doğu kısımlarında yetişen, dikenli yapraklı büyük yapılı ardıç cinsi, (Juniperus drupacea).
- angıkelimeis.eT.Şan şöhret; ün; lakap.
- angıçkelimeis.eT.Harman zamanı daha çok sap veya kuru ot taşıyabilmek için at arabaları ile kağnıların kenarlarına takılan ek parmaklıklar.
- angılanmakkelimef.eT.Yankılanmak. [DS
- angıtkelimeis.eT.Kanatları kiremit renginde, ördeğe benzer bir tür kuş; angut.
- angoşkelimesf.eT.Ahmak; sersem.
- angutkelimeis.eT.Ak kuşaklı ördeklerden soluk kırmızı başlı, evcilleştirilebilen bir cins ördek, (Casarga ferruginea).
- anıklamakkelimef.eT.Hazır etmek, hazır duruma getirmek.
- anılcacıkkelimezf.eT.Yavaşça.
- anılmakkelimef.eT.Kendisinden söz edilmek.
- anızkelimeis.eT.Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köke bitişik saplar.
- anlamakkelimef.eT.Akıl ve zekâ yardımı ile bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret edildiğini kavramak; bilmek; algılamak; derk etmek.
- anmakkelimef.eT.Geçmişte olan bir olayı veya tanıdığı birini aklına getirmek; hatırlamak.
- anramakkelimef.eT.Haykırmak; kükremek.
- antkelimeis.eT.Bir şeyin doğruluğunu Allah’ın tanıklığı ile beyan etme veya aynı yolla söz verme; yemin; ahit; besa; gülbank; kasem; peyman; söz.
- apışkelimeis.eT.Uyluğun iç tarafı; iki bacak arası.
- arakelimeis.eT.İki yeri veya nesneyi birbirinden ayıran uzaklık; açıklık; mesafe; boşluk; aralık. [Yüknekî]
- aralıkkelimeis.eT.İki nesne arasındaki açıklık; ara; mesafe; .
- aramakkelimef.eT.Birini veya bir şeyi bulmak için çalışmak.
- arasızkelimesf.eT.Arasız; aracısız; doğrudan.
- ardakkelimeis.eT.Kayın, kırmızı gürgen ve kızılağaç kerestelerinin veya ağaç kaplamaların çürümeye başladıklarında oluşan lekeler.
- ardıçkelimeis.eT.Servigillerden soğuk ve ılıman iklim çevrelerinde yetişen iğne yapraklı kozalaklı bir ağaç, (Juneperus).
- ardınkelimezm.eT.Arkası; arkasına.
- ardıncıkelimesf.eT.İkinci.
- ardırakelimezf.eT.Sonraya; arkaya.
- ardıradankelimezf.eT.Arkadan; geriden.
- ardıradınkelimezf.eT.Arkadan; geriden.
- arduradankelimezf.eT.bknz. ardıradın
- argackelimeis.eT.bknz. argaç
- argaçkelimeis.eT.Dokuma tezgâhlarında ilmekten sonra enine geçirilen iplik; atkı.
- argalikelimeis.eT.Boynuzlugillerden Doğu Asya’da yaşayan büyük boynuzları olan azman bir yabani koyun, (Ovis ammon).
- argınkelimesf.eT.Gücü tükenmiş, yorulmuş; yorgun; bitkin; bitap; zayıf.
- argırmakkelimef.eT.Yorulmak; zayıflamak.
- argışkelimeis.eT.Kervan.
- argıtkelimeis.eT.İki dağ sırası arasında kalan boğaz; geçit; bel; derbent.
- argunkelimezf.eT.Yavaş ve alçak sesle.