- açıkelimesf.eT.Acı; acı olan; ekşi.
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- andkelimeis.eT.Ant; yemin; ahit; söz verme.
- andagkelimezf.eT.Böylece; bu suretle; böyle; o kadar.
- arışkelimeis.eT.Dokuma tezgâhında uzunlamasına gerilmiş olan ipler; eriş; çözgü.
- ayrukkelimee.eT.Başka; ayrı; diğer; gayri; maada.
- azıglıgkelimesf.eT.Azılı; korkunç; azı dişi belirmiş olan.
- azılmakkelimef.eT.Yanılmak. [Yüknekî]
- balıkkelimeis.eT.Omurgalılardan tatlı ve tuzlu sularda yaşayan, genellikle solungaçlarıyla suyun içinde erimiş halde bulunan havayı emmek suretiyle solunum yapan,…
- barkkelimeis.eT.Barınak; ev bark; konut; ev; bina; mesken.
- benkelimezm.eT.Teklik birinci kişi zamiri. .
- berkkelimesf.eT.Sağlam. (1935) [Yüknekî]
- biçekkelimeis.eT.Bıçak.
- bürükkelimeis.eT.Şalvar gibi şeylerin uçkurunda bulunan yuvarlak ip.
- çalpakkelimeis.eT.Kir; pislik.
- çalpangkelimeis.eT.Sıvık çamur.
- çalpaşlanmakkelimeeT.. (El vb. için) yapışkan olmak; meyve yapışkanı gibi bir şey bulaşmak.
- çekinmekkelimef.eT.Bohça bağlamayı üzerine almak; bohçayı kendi kendine bağlamak.
- çekinmekkelimef.eT.Kendi kitabına nokta koymak; kitabını noktalamak.
- çepişkelimeis.eT.Altı aylık keçi yavrusu; çepiç.
- çerkeşmekkelimef.eT.Saf hâline gelmek; sıralanmak; dizilmek; düzelmek.
- çıkrışmakkelimef.eT.Hep birlikte bir şeyin ortaya çıkması, anlaşılması için çalışmak; çıkarmakta yardım ve yarış etmek.
- dangalkelimeis.eT.Saman kesmiği.
- döklünmekkelimef.eT.Dökülmek.
- dolturmakkelimef.eT.Doldurmak.
- esrükkelimesf.eT.Sarhoş
- etlelmekkelimef.eT.Et yapılmak.
- etlemekkelimef.eT.Etlik yapmak; et yapmak.
- ışgunkelimeis.eT.bknz. ışkın
- izkelimeis.eT.Yerde ve deride uzunlamasına olan çizik.
- karıkmakkelimef.eT.(Göz için) kara bakmaktan ya da fazla ışıktan dolayı kamaşmak.
- kaşlamakkelimef.eT.Yüzüğün kaşına taş takmak.
- kavıkkelimeis.eT.Kepek; darı kepeği; kavuz.
- kayınkelimeis.eT.Kardeş.
- kuykelimeis.eT.Tenha yer; kuytu yer; dip; koy. .
- sasımakkelimef.eT.Çürüme dolayısıyla kokmak; çürümek; kokuşmak; tefessüh etmek; fenalaşmak.
- sekükelimeis.eT.Dükkân.
- söbikelimesf.eT.Uzun veya sivri nesne.
- tağarkelimeis.eT.Çuval; torba; dağarcık; içerisine buğday ve başka şeyler konan nesne; geniş çuval; harar; dağar.
- tekkelimee.eT.Benzetme edatı; gibi.
- ulamakkelimef.eT.Yaklaştırmak; erdirmek; eriştirmek.
- yapmakkelimef.eT.Kapatmak; örtmek.
- yarakkelimesf.eT.Yakışan; gereken; münasip; tav.
- yarınkelimeis.eT.Kürek kemiği; çiğin kemiği; omuz; sırt.
- yelpetmekkelimef.eT.Yelpazelemek; yellendirmek.
- yelpikkelimeis.eT.Cin çarpması.
- yelpirmekkelimef.eT.Rüzgâr esmek;
- yelpitmekkelimef.eT.Yellendirmek; yelpazelemek.
- yukarukelimezf.eT.Yukarı.