142 madde
- esrimekkelimef.eT.Herhangi bir sebeple kendinden geçmek; mest olmak.
- eyekelimeis.eT.Sahip; malik.
- eyikmekkelimef.eT.Hastalıktan kurtulmak; iyileşmek; şifa bulmak; iyi olmak.
- eylükkelimeis.eT.İyilik.
- eyrimkelimeis.eT.Atın sırtını vurmasın diye eyerin altına konulan keçe; eyer keçesi; teğelti.
- eyükelimesf.eT.İyi.
- ezgükelimeis.eT.bknz. ezgi
- geçmekkelimef.eT.Söz götürmek; kov vermek; gammazlamak.
- geleğikelimeis.eT.Tarla faresi.
- gemekelimeis.eT.Fare.
- gemükelimeis.eT.Gemi.
- gengezkelimesf.eT.Kolay.
- göğercinkelimeis.eT.bknz. güvercin
- gönelmekkelimef.eT.Yönelmek; yüzünü döndürmek; teveccüh etmek; istikamet almak.
- gönglekkelimeis.eT.bknz. gömlek
- göngülmekkelimef.eT.bknz. könilmek
- göyenmekkelimef.eT.Yanmak.
- gözgükelimeis.eT.Ayna.
- gözünggükelimeis.eT.Ayna.
- gözüngükelimeis.eT.Ayna.
- gücemlemekkelimef.eT.Zorlamak; icbar etmek.
- güdülmekkelimef.eT.(Hayvan için) kuyruğu kesilmek.
- günükelimeis.eT.Kıskançlık; çekemezlik; haset.
- günücükelimesf.eT.Başkalarını çekemeyen; kıskanç; hasetçi.
- günülemekkelimef.eT.Çekememek; kıskanmak; haset etmek.
- güyekelimeis.eT.Güve.
- güyeğükelimeis.eT.Güvey; damat.
- hakanikelimesf.eT.Hakan ile ilgili; hakana ait.
- havakinkelimeis.eT.Hakanlar.
- havatînkelimeis.eT.Kadınlar; bayanlar.
- hümakelimeis.eT.Güvercin büyüklüğünde ve zümrüt yeşili kanatlı, üzerinden geçtiği kimselere mutluluk ve zenginlik getireceğine inanılan mitolojik bir kuş; devlet…
- ikircinlikkelimeis.eT.Tereddüt.
- imdikelimebağ.eT.Başına getirildiği cümleyi önceki cümle veya cümlelerin bir sonucu durumuna sokan, “buna göre, bu sebepten, şu hâlde, o hâlde, artık, şimdi”…
- incidinilmekkelimef.eT.İncitilmek.
- incukelimeis.eT.İnci.
- indikelimezf.eT.Şimdi; imdi.
- işekkelimeis.eT.Eşek.
- isizkelimesf.eT.Issız; tenha; boş.
- islikelimesf.eT.Bakımlı; mamur; şenlikli.
- ivkelimeis.eT.Ev; bina; .
- ivecekkelimesf.eT.(Kişi için) çabuk davranma alışkanlığında olan; aceleci.
- iveceklikkelimeis.eT.Acelecilik.
- ivegenkelimesf.eT.bknz. iveğen
- kabzakelimeis.eT.Tutulacak yer; sap; tutamak.
- kancarukelimezf.eT.Nereye.
- karangumakkelimeis.eT.Karanlık çökmek; karanlık olmak.
- karlanguçkelimeis.eT.Kırlangıç.
- kavıkkelimeis.eT.Sidik torbası; mesane.
- kecimkelimeis.eT.Savaşlarda giyilen zırh.
- keçimkelimeis.eT.Savaşlarda giyilen zırh.