163 madde
- çıdağıkelimeis.Moğ.Derin işleyen büyük yara.
- cidavkelimeis.Moğ.At ve eşeklerde görülen derin yara; çıban.
- cidavkelimeis.Moğ.İnsan ve hayvanlarda, kürek kemiğinin üstü; omuz başı.
- cılavkelimeis.Moğ.At yuları; dizgin; gem.
- cilbirkelimeis.Moğ.Çılbır.
- cılbırkelimeis.Moğ.At, eşek ve sığır gibi hayvanların başına geçirilen yulara bağlanarak hayvanı çekmek ve yedmekte kullanılan ip veya zincir.
- çilbirkelimeis.Moğ.Yular; yular ipi.
- çılbırkelimeis.Moğ.At, eşek ve sığır gibi hayvanların başına geçirilen yulara bağlanarak hayvanı çekmek ve yedmekte kullanılan ip veya zincir.
- çılburkelimeis.Moğ.Yular; yular sapı; çilbir.
- çılgakelimeis.Moğ.Dar ve taşlık yol; patika.
- cilgarkelimeis.Moğ.Akarsu kolu.
- çılgıkelimeis.Moğ.Dar ve taşlık yol; patika.
- cılgıkelimeis.Moğ.Patika yol; keçiyolu.
- çılkakelimeis.Moğ.Dar ve taşlık yol; patika.
- cimcikkelimeis.Moğ.Çimdik.
- çıraykelimeis.Moğ.Beniz; yüz.
- cırmankelimeis.Moğ.İri bir sıçan türü; tarla sincabı.
- cırtmakkelimef.Moğ.Yırtmak.
- çitekelimeis.Moğ.İnce uzun sopa; çıta.
- çıvangarkelimeis.Moğ.Sol taraf.
- çölkelimeis.Moğ.Kumluk, susuz ve geniş arazi; sahra; step.
- çumrankelimeis.Moğ.İri bir sıçan türü.
- dalkelimeis.Moğ.İnsan ve hayvanlarda iki kürek kemiği arası; sırt.
- daldakelimeis.Moğ.Gölge; saye.
- dapkırkelimeis.Moğ.Bölük; kafile; manga.
- darğakelimeis.Moğ.Köy yöneticisi.
- darugakelimeis.Moğ.Yerel yönetici; vali.
- dönenkelimeis.Moğ.Dört yaşında olan erkek at.
- duldakelimeis.Moğ.Dik bir yamaçta yukarıdan sarkan kayalar tarafından korunan küçük bir mağara ağzını andırır korunaklı yer.
- dümükkelimeis.Moğ.İş güç; meşgale.
- dümüşükkelimeis.Moğ.İş güç.
- dümütmekkelimef.Moğ.Fırsatlardan yararlanarak, aldatarak iş becermek.
- ergenekelimeis.Moğ.Dağ kemeri.
- gabankelimeis.Moğ.Yaban domuzu.
- gabırgakelimeis.Moğ.Hayvan semerindeki iki kaşı birbirine bağlayan dört ince ağaç.
- gadahlamakkelimef.Moğ.Dağılmış parçaları bir araya toplamak.
- gadamakelimeis.Moğ.Fırın süpürmekte kullanılan sırık ucundaki bez parçası.
- gadamakkelimef.Moğ.Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak veya dikmek.
- gelecikelimeis.Moğ.Söz.
- gumakelimeis.Moğ.bknz. kuma
- gürenkelimeis.Moğ.Sürü.
- kabankelimeis.Moğ.Erkek yaban domuzu.
- kabırgakelimeis.Moğ.Kağnının üzerine konulan örtüyü tutturmaya yarayan ağaçlar.
- kaburgakelimeis.Moğ.Göğüs kafesini meydana getiren yassı ve uzun kemiklerin her biri; eğe.
- kadamakkelimef.Moğ.Kaba kaba dikmek; teyellemek.
- karacakelimeis.Moğ.Jandarma.
- karamakkelimef.Moğ.Bakmak; bakış atmak.
- karavulkelimeis.Moğ.Bekçi; müfreze; posta; keşif kolu; karakol; nöbetçi.
- keherkelimesf.Moğ.Kahverengi.
- kelecikelimeis.Moğ.Sözleşme; anlaşma.