500+ madde
- kırkelimeis.eT.Yerleşim birimi dışında olan yerler; şehir ve kasabalar dışında kalan yerler.
- kırgılkelimesf.Kırçıl.
- kırmaçıkelimeis.Deri.
- kırtışkelimeis.Bet beniz; yüzün rengi; yüz güzelliği.
- kırukkelimesf.Sakat.
- kısgakelimesf.Kısa; az.
- kısılmakkelimef.Arada kalmak; daralmak; darlaşmak.
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kısurmakkelimef.Kısaltmak.
- kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
- kışkıkelimezf.Kış gibi; kışa yakışır.
- kıvkelimeis.Kut; devlet; baht; saadet; azamet.
- kıvçakkelimeis.Kof; boş.
- kıvıkelimesf.Boş.
- kıvılıkkelimeis.Süreksizlik.
- kıyıkkelimeis.Cayma.
- kıyıksızkelimesf.Eğrisiz.
- kıyılmakkelimef.Kıymak işi yapılmak; kıymak eylemine uğramak.
- kıyınkelimeis.Bir kimsenin başkasına yasaya aykırı veya vicdanın kabul etmeyeceği biçimde yaptığı kötülük; zulüm; azap; işkence.
- kıymakkelimef.eT.Acımadan ortadan kaldırmak; öldürmek.
- kızkelimesf.Nadir bulunan; az bulunur; kıt. [Yüknekî]
- kızkelimeis.eT.Cinsiyet bakımından dişi olan çocuk veya genç kız çocuk.
- kızartmakkelimef.Kızarmasını sağlamak; kızarmasına sebep olmak; kor haline getirmek; kırmızılaştırmak.
- kızılkelimesf.Çok kırmızı olan; parlak kırmızı olan; kızıl renk.
- kızlıkkelimeis.Pahalılık.
- kızmakkelimef.Kızarmak.
- kızmakkelimef.Öfkelenmek; sinirlenmek.
- kızrakkelimesf.Az bulunur; nadir rastlanır.
- kiçkelimezf.bknz. keç
- kiçekelimeis.Akşam.
- kiçigkelimesf.Geç kalan; sonra gelen; sonrakiler.
- kiçiglikkelimesf.Küçüklük; çocukluk; gençlik.
- kidinkelimezf.Arkadan.
- kidizkelimeis.Keçe.
- kigürmekkelimef.Girdirmek; içeri sokmak; sokmak.
- kiknemekkelimef.Fitne uyandırmak.
- kimkelimezm.eT..İnsanlar için kullanılan soru ve belirsizlik zamiri. [Yüknekî]
- kimekelimeis.Gemi.
- kinkelimeis.Göbek.
- kinkelimeis.Sonra; son; istikbal; gelecek.
- kingkelimesf.Geniş; mufassal. [Yüknekî]
- kingekelimesf.Geniş.
- kingemekkelimef.Danışmak; görüşmek.
- kingeşkelimeis.Danışma; görüşme.
- kingeşçikelimeis.Danışman; müşavir.
- kingeşmekkelimef.bknz. kengeşmek
- kingümekkelimef.Genişlemek.
- kingürmekkelimef.Genişletmek.
- kingütmekkelimef.Genişletmek.
- kinikmekkelimef.Gecikmek.