- kakılmakkelimef.İtilerek bir yere sokulmak; saplanmak; çakılmak.
- kaybanakelimeis.Ar.Ölmüş bir kimsenin geride bıraktığı sahipsiz mal, eşya vb.
- kefcikelimesf.Tiryaki; keyifçi.
- kevelkelimeis.Far.Kuzu veya koyun postundan yapılmış kürk; deri kürk; bekçi gocuğu; çoban kepeneği.
- karıhkelimeis.eT.Göz ağrısı.
- kaşanmakkelimef.(Hayvanlar için) kaşağı ile tımar edilmek.
- (bir şeyin) kefcisi olmakdeyimO şeye fena tutulmak; alışmak; tiryakisi olmak.
- keçimkelimeis.Geçim.
- keçinmekkelimef.Geçinmek.
- kefkelimeis.Ar.Keyif.
- kefiyekelimeis.Ar.Arap erkeklerinin kullandığı, kenarları püsküllü, omuzları örtecek kadar geniş baş örtüsü.
- keflenmekkelimef.Keyiflenmek; sevinmek; neşelenmek.
- kefniyhkelimeis.Şekil; biçim.
- kefsizlemekkelimef.Hastalanmak.
- kehgekelimeis.Simit.
- kehrizkelimeis.Far.Evlerde yıkanma yeri.
- kelecoşkelimeis.Doğranmış ekmek veya yufka üzerine kavurma ve yağsız peynir dökülerek yapılan bir yemek.
- kellekelimeis.Far.Baş; kafa.
- kellozkelimeis.Kel kafalı kimse.
- kemenderkelimeis.Far.Eşek.
- kendarkelimeis.Far.Kinci; kin güden.
- kepezekelimesf.Far.Utanmaz; rezil.
- kergâhkelimeis.Far.Kasnak üzerinde yapılan işleme, nakış; gergef.
- kerinkelimezf.Kadar.
- kerirakelimeis.Kaplumbağa.
- kermenkelimeis.Kirman.
- kertilenmekkelimef.Bayatlamak.
- kertimekkelimef.Bayatlamak.
- keşkelimeis.Nemli toprak.
- kesdirmekkelimef.bknz. kestirmek
- kesdürmekkelimef.(Tahminde) isabet ettirmek; kestirmek.
- kese gitmekdeyimKısaca, ayrıntısız anlatmak.
- keseden gitmekdeyimKısa yoldan gitmek.
- keşişkelimeis.Far.Hristiyanlıkta, manastırlarda dışarıya kapalı münzevî bir hayat yaşayan, hiç evlenmemiş, belirli kurallara uymak zorunda kalan din adamı; karabaş.
- keşişkelimeis.İrin.
- kesmekelimeis.Kesici aletlerle kesip parçalara ayırmak işi; kesmek eylemi.
- keteden mi, kesmeden mi?deyimYeni bir giyim eşyası almış kimseden bahşiş almak için söylenir.
- kevgürkelimeis.Far.Su kabağından yapılan kap.
- keykelimeis.Far.İri saman.
- kıdımankelimesf.(Hayvan ya da insan için) zamanından önce doğan.
- kıhkelimeis.eT.Koyun ve keçi pisliği; gübre.
- kımılkelimesf.(Kişi için) kendisini ilgilendirmeyen her işe karışan; münasebetsiz.
- kıncıtmakkelimef.Sinirlenerek dişlerini sıkmak.
- kındırkelimeis.Kızdırılarak sıcak su torbası yerine kullanılan, bir kenarında deliği bulunan topraktan yapılmış yuvarlak ve düzgün yüzeyli tuğla.
- kırcamakelimeis.Küçük şamdan.
- kırdavuşkelimeis.bknz. kırdavuç
- kafderkelimeis.İhtiyar kadın; moruk.
- kahan etmekdeyim. Yabancı otları temizlemek.
- kakalamakkelimef.Bir kimseyi sürekli itip çekiştirmek; rahatsız etmek.
- kakartkelimeis.Gaga